11 Ocak 2008

Annus Mirabilis

Önce `Perişanım şimdi, mutlu oldun mu?`
yapacaktım başlığı.
Sonra `Annus Horribilis`de karar kıldım. Kıyamadım, derken okurlara.
1992`de Kraliçe Elizabeth `in tedavüle soktuğu `Annus Horribilis` (korkunç yıl) John Dryden`ın 1660`ta yazdığı epik şiirin `Annus Mirabilis` (mucize yıl) başlığından ilhamla, yaratılma zira.
2006 benim için tam bir (ya da yarım bir) `annus horribilis`di zira. Derken gelen (2007) gideni aratmadı: Mutlak bir `annus horribilis` geçirdim. Geçirdik.
Hrant Dink `in öldürülmesiyle başlayan `yeni` bir yıldı arkada bıraktığımız. Düşünebiliyor musunuz?
Geçen hafta bir klasöre ihtiyacım oldu. Gidip kızımın dolabından aldım. Üstünde bir köpek resmi var. Altında da:
`things will only get better ` yazıyor. Buna bütün yüreğimle inanıyorum kendi adıma.
Bu denli korkunç iki tam çeyrek yıldan sonra `her şey yalnızca daha iyiye gidebilir`- değil mi ama?
Bazı zekâ engelliler `Büyük Laikçi Kadın Liderin Ölümü` olarak gazlamaya/manşetlemeye çalışsalar da, Benazir Butto `su dost ve kardeş Pakistan `ın; `yok edildi` siyaset sahnesinden.
Türkiye `ye benzer bir Askeri Girdap ülkesi olan Pakistan `horribilis` bir ülke herrrr açıdan aynı zamanda.
Küçük Emrah `ı getirtemedikleri için de, Bay Yüzde On`la Bayan Butto `nun Küçük Oğlunu partinin başına getirdiler işte. (Çocuk, gözlüklerini çıkarınca aynı bizim Küçük Emrah : Bilmem, fark ettiniz mi?)
İşte Defne Barak ve Tansu Çiller gibilerin `yakın dostunun` öldürülmesiyle nihayetlendi `annus horribilis`. Gemlenmek nedir bilinemez hırsının neticesidir Taliban ve Bin Ladin , ayrıca. Sudan`dan kovulduğunda, Afganistan `la sınırlarını `korusun` diye (muhtemelen Amerika `dan da akıllarla fikirlerle) Benazir Butto konuşlandırdı/palazlan-
dırdı Taliban `ı oralarda.
Günlerdir Sezen Aksu `nun `Perişanım şimdi; mutlu oldun mu?`suyla dolanıyorum ruhumda.
Zaten aylardır Sezen Şarkıları`nın biri gidiyor, diğeri pelesenkleniyor. (`Sen de benim hatalarımdan birisin`le dolandığım günlerde de, bildirmiştim.)
Acayip bir `pschic` bağ oluştu Sezen Aksu satırlarıyla aramda. HANGİ taksiye binsem, mutlaka bir Sezen Aksu çalıyor.
"Aa, bu sefer çalmadı" dememe kalmıyor; inmeden bir tane muhakkak başlıyor.
Den Haag `da yemeğe davet edildiğimiz eve giriyoruz: İçerde Sezen Aksu çalıyor!
Bu durum bana en çok Laleciğimin (Müldür ) Ankara `daki `leopar desenli taksi` hadiselemelerini hatırlatıyor.
Lale , Ankara `da, ODTÜ `de okurken, bir dönem hangi taksiye binse içinin `leopar desenli` kılıflarla kaplı olduğunu görüyor. İşkilleniyor da haklı olarak durumdan.
Lale `nin bu hikâyesini anlattığım Sevgili Bir Ankaralı Arkadaşımsa, kestirip attı durumu. Yetmişlerin sonlarında Ankara `daki BÜTÜN taksilerin koltuk kılıflarının leopar desenli olduğunu iddia etti.
Bu Ankaralılar esracengiz insanlar.
Ankara ; şehir desem değil, kasaba desem değil. Bürokratların ve yabancıların Anadolu `nun ortasında oturdukları bir `site` desek yeridir.
Her zaman söylemişimdir: Türkiye `nin ilk seri katili, çıkacaksa Ankara `dan çıkacak.
Öylesine açıklanamaz bir yer.
Şimdi çıkıp hiçbir İstanbullu Arkadaşım İstanbul `daki bütün taksilerde mutlaka Sezen Aksu çalındığını iddia etmeyecektir.
Bence biz İstanbullular BUNDAN kaybediyoruz: İddialı değiliz, iddiacı değiliz; `vur sırtına/al lokmayı` öyle kendi halinde saf ve bakir
çocuklarız her birimiz.
Nesillerdir büyükşehirbüyükşehir yaşadığımızdan öyle Avustralyalılar gibi, İzmirliler gibi filan dişe diş, mevki kıyamet mücadele etmeyi/vermeyi harbiden bilmeyiz.
Sonra Naimciğimi İtalya `da `dünyanın en güzel kafe`sinde kıstırıp ikinci satırını sordum:
`Başını yastığa rahat koydun mu?`ymuş ki, bu da muhteşem bir satır .
Ben hakikaten her türlü duyguyu, hissiyatlanmayı, samimiyeti, taşkınlığı basstıran bassstıran/unnn ufak eden, kasan kasan -kas kas ağbi ? nereye kadar?
Öyle `Hayat Özürlü` tiplerin karşılarındakilere verdikleri onca zarar ziyandan sonra, onca beyhude üzüntüyü damperleyip bahçelerine, tavşanlar gibi kaçtıktan sonra, bir `closure` yapmayı, efeler gibi vedalaşmayı dahi çok gördükten sonra, uyuyup uyumadıklarını da-
Merak etmemişimdir! Bu tipler `Uyku Özürlü`dürler aynı zamanda.
Gündüz `hakiki` bir hayat sürmüyorsan, sürmeyeceksen; gece de kalbin sıkışa sıkışa/darala darala dolanırsın karanlık iç bahçelerinde anca .
Yazı, `kindar` ve aynı zamanda `ders verici` bir tonlamaya manevra yapmışken-
Yılın Son Sürpriz Yumurtası; Şirin Sever `e, PazarSabah`a verdiği röportajda Cem Yılmaz `ın, enn okuduğu köşeciler arasında ismimi vermesi oldu.
Ertuğrul Özkök okuyormuş (hangimiz okumuyoruz ki?), Yılmaz Özdil okuyormuş (hangimiz uğramadık sanki haksızlıklara?), Engin Ardıç okuyormuş- bir de "Radikal`den Perihan Mağden ."
`Al bir kaya /Nerene dayarsan daya` da diyebilirdik. Benim hoşafıma gitti şahsen.
Arada bir çakıyorum, demek görüyor; e, içimde neresinden baksan bi ÇalıkuşuDuyşen var.
O çocuk da düzelecek. Türkiye de.
Yeni yılımız Annus Mirabilis olsun.
Bunca Horribilis`lenme bana ziyadesiyle yetti şahsen.
Satürn ! Neptün ! Mars ! Merkür !
Bıktım ulan senden yönetici gezegenim Merkür !
Başınızı yastığa rahat koyacağınız bir Yeni Yıl diliyorum. Mutlu 2008!

perihan mağden

0 Yorum Ekle:

Yorum Gönder

<< Home

 8o  XMLº 
Blogwise - blog directory
Music Blog Top Sites
blog search directory
Blogarama - The Blog Directory
Proogle.de
Link Dünyası>
Technorati Profile