27 Nisan 2008

NTV’nin anaokulu kampanyasına 1 milyon bağış

NTV ve UNICEF’in başlattığı “Anaokulu Ekliyoruz” kampanyası yoğun ilgi gördü. NTV’nin “5 Yaşında Anaokuluna” adlı özel yayınına katılan, Sezen Aksu herkesi bağış yapmaya davet etti ve minikler için ilk gün 1 milyon YTL toplandı.
NTV’deki canlı yayında Can Dündar’ın, anaokulu kampanyası, sanat yaşamı ve siyaset ile ilgili sorularını yanıtlayan UNICEF Büyükelçisi Sezen Aksu, kampanyaya neden destek verdiğini de anlattı. Sanatçı, “Çocukları severim, anne olduktan sonra (bu sevgim) daha da arttı...Temelden eğitim meselesi, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu bütün sorunların çok daha sivil yollardan çok daha başarılı bir şekilde çözülmesi için geleceğin Türkiye’sini yaratmak için en önemli şey. 0-7 yaş çok önemli. Bir kimlik oluşumu, temel kişilik yapısının oluşumu, temel taşlarının oluşması açısından o kadar önemli bir süreçki, çocukların hem bilgi ile hoş bir ortamda tanışması hem sosyal ilişkilerini geliştirmesi için... Mesela dil öğretiliyor bu okullarda, (çocuklarımızın) dünya vatandaşı olmasını istiyoruz. Gelecek kuşaklar, dünyanın her yerinde yaşıtlarıyla ilişkiler kurabilsinler istiyoruz. O yüzden de çok önemli sevgili seyircilerimizin katkıları... Eksik olmasınlar geçen sene de çok büyük katkıda bulundular” dedi.

Aksu’nun Dansöz Dünya’sı çevre için klip oldu

Sezen Aksu 22 Nisan Dünya Günü’nde, “Dansöz Dünya” adlı şarkısını WWF-Türkiye’nin doğayı koruma hareketi için hazırladığı klibe hediye etti.WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) dikkatleri yeniden yaşadığımız gezegen ve küresel iklim değişikliği üzerinde toplamaya çalışıyor.
İnsanların doğayla uyum içinde yaşayacağı bir gelecek kurmak için ormanlar, su kaynakları, deniz ve kıyılar konusunda çalışmalar yürüten vakıf, şimdi de bir klip hazırladı.
22 Nisan Dünya günü için hazırlanan klibe, Sezen Aksu “Dansöz Dünya” şarkısını verdi.
Yaşayan bir dünya için WWF-Türkiye’ye destek olun. Garanti Bankası Eminönü Şubesi (705)
Hesap no: 6299461

klibi izlemek için tıkla

22 Nisan 2008

Hamiyet Yüceses - Sezen Aksu / Gölge Etme - Geceler

Sezen Aksu 23 Nisan'da NTV'de

NTV 23 Nisan günü “Anaokulu Ekliyoruz” kampanyası amacıyla özel bir yayın yapacak. Kampanyanın hedefi 13 ilde anaokulları açmak ve 5 yaş çocuklarını okullu yapmak. 3005’e atacağınız mesajlarla miniklerin sevinçlerini çoğaltın.UNICEF, anaokullarını “yaşama en iyi başlangıç” olarak görüyor. Çocuklar için yaşamsal önemde olan bu dönemeçte onlara eşit haklar verilmesi gerektiğini savunuyor.

5 YAŞ NİÇİN ÖNEMLİ?
UNICEF’e göre 5 yaş çok önemli, çünkü anaokuluna giden çocuklar, kendine güvenen, öğrenmeye hevesli, anlamadıkları şeyleri rahatça sorabilen, yeni bilgi ve becerileri çabuk kapabilen öğrenciler oluyorlar. Kız ya da erkek olsun bir kez okula gitmeye alışan çocuk oradan ayrılmak istemiyor ve bu ilköğretime geçişlerini kolaylaştırıyor.

1 BOŞ MESAJ, 10 YTL BAĞIŞ
Türkiye’ye aydınlık bir gelecek sağlamayı amaçlayan “Anaokulu Ekliyoruz” kampanyasına siz de destek verin, yapacağınız bağışlarla Türkiye’ye anaokulu ekleyin.
23 Nisan’da NTV ekranını çocuklara açıyor. Bu sene de ekranlarda şarkı, dans, eğlence, gülmece ve en önemlisi “yetenek” var.

Her dalda yetenekli çocuklar, ünlülerle birlikte geleceği bugüne getiriyor. Geleceğin sanatçıları, üstün yetenekleri izleyiciyle buluşuyor. Minikler futbol karşılaşması da günün sürprizlerinden...

SezenAksuBlog Blog Ödülleri 2008 adayı

10 ayrı kategoride 441 aday blog sayfasının oylanarak yarışacağı yarışmada, 5 Mayıs 2008 günü sonuna kadar sevdiğiniz bloglara oy verebiliyorsunuz. Bunun için yapmanız gereken tek şey üye olup giriş yapmak. Üye olduktan sonra hemen oy vermeye başlayabilirsiniz ancak verdiğiniz e-posta adresine gönderilen doğrulama bağlatısına tıklayıp üyeliğiniz aktive etmediğiniz sürece oylarınız sayılmayacaktır. Her kategoride yalnızca bir oy verme hakkınız var.

oy verme işlemi için
http://2008.blogodulleri.com

10 Nisan 2008

Bir Çınar'ın Ardından Devrilen Çamlar...

Son dönemde sıkça karşılaştığımız saygı albümlerinin en özellerinden biriyle kavuşuyoruz nihayet. Albüm gerek albüme neden olan özel insan, gerekse bu insan için bir araya gelen şarkıcılar için yeterince ilgiyi hak ediyor zaten. Bu isim: Aysel Gürel...
Birçok şey eklenebilir bu isminin ardına.. Bir kadın, bir anne, bir şarkı sözü yazarı, bir öğretmen, bir oyuncu.. ama hepsinin toplamı dolu dolu bir hayat. Bir çınar kadar dayanıklı ve tecrübeli, yıllara meydan okuyan... İşte bu büyük çınar için sağlığında eline alabileceği özel bir albüm hazırlanmaya başlanmıştı onu seven sanatçı dostları tarafından. Daha önceden okunmuş Aysel Gürel sözleri değil hiçbir yerde yayınlanmamış sözler olacaktı bu albümde ve yepyeni besteler elbette. Projeye dahil olan herkes canla bala çalıştı yetişebilmek için albüme ancak Aysel Gürel daha fazla acele etti ve göremedi albümün çıkışını... Bir vefa albümü olan "Çınar"da ölümünün üzerinden kısa bir süre sonra yerini alıyor arşivimizde.
Albümde birisi şiir olmak üzere 17 şarkı yer almış. İkincisi de yayınlanacak olan albümün çıkacağı haberi yeterince heyecan vericiydi ancak albümdeki şarkıları dinleyince heyecan yerini şaşkınlığa bıraktı. Müzik dünyasının önde gelen isimleri bir araya gelmiş ama toplamda vasat bir iş çıkmış ortaya. Sözlere elbette sözüm olamaz ancak çoğu bestenin aceleyle yapılmış olması, okumalardaki facialar çoğu söze hakkını verememiş. Hadi sağlığına yetiştirmek için besteler acele yapıldı ya da sözlerle uyuşmadı, aceleye gerek kalmadığına göre neden daha özenli bir çalışma yapılmamış, hemen yayınlanmak zorunda mıydı bu albüm? Bir anı, saygı albümünün böyle olması beni hayal kırıklığına uğrattı. Güzel bir albüm dizaynı ve özel Aysel Gürel fotoğrafları heyecanı artırırken şarkılar başladığında düşündüğüm şöyle bir şey oldu:

Aysel Gürel | Çınar

*Müjdat Gezen (Çınar): Gayet güzel bir açılış, güzel bir davet olmuş albüme. Şiir zaten gayet güzel bir de Müjdat Gezen'in etkileyici okuyuşu Eser Taşkıran'ın melodisiyle birleşince iyi bir sonuç çıkmış ortaya.
*Sezen Aksu (O Kadın): Yıllarca en özel şarkılara imza atan ikilinin buluşması bu albümde de kendini gösteriyor. Ruhlar uyuşmuş, sözler müzikle uyuşmuş... Özel hikayesiyle albümün en dikkat çekici şarkılarından olmuş. Ayrıca şarkının sonundaki Aysel Gürel'in duyulan sesi bir başka armağan sevenlerine.
* Şehrazat (Rüşvet): Aysel Gürel'in büyük ısrarıyla sesini duyabildiğimiz Şehrazat'ın "Rüşvet"i en iyi şarkılardan birisi olmuş. Hatta Şehrazat'ın son dönemde yaptığı en duygulu şarkı olmuş. Yorum için aynı şeyi söyleyemesem de temiz ve içe işleyen bir iş var karşımızda.
* İlhan Şeşen (Sevda Hanları): Ortalama bir İlhan Şeşen şarkısı olmuş. Güzel, tanıdık Şeşen tavrı şarkıda da hissediliyor. Yenilik aramazsanız seversiniz.
* Zerrin Özer (Çiçeksiz Bahçe Sokağı): Sevgisini ve üzüntüsünü garip bir şekilde bağıra bağıra herkese duyurarak gösteren Zerrin Özer'in şarkısı sınıfı geçemiyor ne yazık ki.. Büyük bir yorumcunun daha iyi bir işe imza atması gerekirdi.
* İlker Özdemir (Martı): Albümde yer alıp da albümü olmayan iki isimden biri Aysel Gürel'in manevi oğlu İlker Özdemir. Aralarındaki bağ muhtemelen çok güçlüydü ancak bu güç şarkıda mevcut değil. Ara ara şarkıda Cem Karaca – Islak Islak duydum sanki...
* Yavuz Bingöl (İnce Sevdam): Her saygı albümünün gediklisi Bingöl bu kez ağıt halinde bir şarkıyla albümde yer almış. Fakat aynı beste sorunu burada da karşımızda, ne şarkının içine girebildim ne dışına çıkabildim...
* Yonca Lodi (Yalan Gibi): Albümde toplam üç beş tane güzel şarkı varsa birisi kesinlikle Yonca Lodi'nin şarkısı. Gerek beste gerekse yorum gayet yakışmış sözlere. Ağız tadıyla dinlediğim nadir şarkılardan birisi. Febyo Taşel düzenlemesi de cabası.
* Nükhet Duru (Eski Mahalle): Albümdeki divalardan en iyi yorum Nükhet Duru'ya ait şüphesiz. Bestesi ve yorumuyla şarkı kesinlikle iyilerden bir tanesi. O "Eski Mahalle" havası yansımış şarkıya.
* Timur Selçuk (Yüzümdeki Çizgiler): Bir müzik adamı olarak çok saygı duyduğum Timur Selçuk bu şarkıda keşke yorumcu olmasaymış dedim ister istemez. Şarkının ruhundan çok ne yazık ki yoruma takıldım kaldım.
* Suavi (Nilüfer Beyazı): Bu tip albümlerde görmeye pek alışık olmadığımız Suavi, Gürel'in isteğiyle albüme dahil olmuş. Kendi tarzına çok yakışan bir de şarkı yapmış. Tür farklı ama çok daha özenli bir iş.
* Kubat (Ayrılık Zor Geldi): En dikkat çekici, iyi yorumlardan biri de Kubat'ın ki.. Sözler müzik, yorum, bütünleşmiş; dersini çalışmayanlara ders olmuş...
* Nilüfer (Öyle Bir Sevgi): Albümün en büyük hayal kırıklığı. Böylesi iyi bir yorumcunun şarkıyı bu kadar kötü okuyabilmesine şaşırdım. Ayrıca besteci kimliğinde ısrarcı olması daha enteresan. Beste ortağı Adnan Ergil de muhtemelen eski bir şarkısının bir bölümünü vermiş Nilüfer'e. (Hayalime Bırak) Olmasa daha iyi olacakmış sanki.
* Harun Kolçak (Bir Gece): Son dönemde elektronik müziğe sarılsa da sevdiğimiz Harun Kolçak tarzı bu şarkının içinde. Tanıdık bişeyleri bulabiliyorsunuz şarkıda. İyilerden biri de "Bir Gece" olmuş.
* Murat Güneş (Limanlar): Albümün ikinci yenisi. Daha önce bir çok söz ve müziğine şahitlik ettiğimiz Murat Güneş ilk kez yorumcu olarak karşımızda. Albümde olması önce kendisi için sonra dinleyici için şans olmuş. İnsanın içine dokunan yorumuyla albümdeki eski şarkıcılara taş çıkartmış...
* Atila Atasoy (Orda Mısın): Yıllar öncesine dayanan bir dostluk Atasoy'u albüme taşımış ama şarkı O'nu bir yere taşımıyor ne yazık ki.. Hiçbir yeni tarafı olmayan şarkı ve yorum hatır şarkısı yapmış "Orda Mısın"ı...
* Reyhan Karaca (Söndür Beni): Albümün tek hareketli şarkısı. Feyyaz Kuruş bestelemiş, diğerlerinden temposuyla ayrılmış, severek dinleyebilirsiniz ancak yoruma tahammül ederseniz elbet...

Ahmet Kamil Taşkın

Sezen her gün aranan ekmek gibidir…

"Demir Leblebi" döneminde ne kadar dövülmüş, ne kadar hırpalanmış olsam da beni asıl üzen şey, o günlerde olduğu gibi, bugün de yurdum insanının hâlâ ifade özgürlüğü sıkıntısını çekiyor olmasıdır.
Sezencim sağ olsun Açık Radyo’daki programında o albümde sosyal sorumlulukları içeren şarkılarıma karşı gösterdiği hassasiyetle bir kere daha gözlerimi yaşarttı.
Bazı insanlar ekmek gibidir, her gün aranır, bazıları da ilaç gibidir, lazım oldukça aranır. Sezen, benim için ekmek gibidir her gün aranır.
Meraklanma Sezen'ciğim iyiyim, sana da söylediğim gibi, şarkıların girdiği eve hastalık girmez. Yine bir gün oturur konuşuruz bunları. Seni utandırmak istemem ancak biliyorsun, her gün bir Sezen şarkısı dinlemezsem o günüm biraz eksik kalır, biraz bulutlu geçer.
Ne zaman senle konuşsak, içim öyle bir serinler ki, “huzur dediğimiz şey bu olsa gerek” demekten kendimi alamam. Yine konuşur, gene hasbıhal ederiz. Müzikten girer, Ege'den çıkarız. Şarkılarından başka neyimiz var ki hayatlarımızı kolaylaştıran?
Ha bu arada unutmadan söyleyeyim; bugün bahçeme bir ağaç diktim, adı “Sezen” oldu.
Eski ve yeni hasretlerimle öperim, dostum.

Nazan Öncel

07 Nisan 2008

Karda Serçe İzleri...

Şarkılar cankurtaran simitleridir. Fırtına kopunca bizi suyun üstünde tutarlar; yitip gitmemizi engeller, kıyıya vurmamızı sağlarlar..Sanat bunun için gereklidir insanoğluna... Buz keserken dünya, elimiz ayağımız donarken dibe vurmamızı engeller, bizi suyun üstünde tutar şarkılar.. Gece Sezen'i dinlemeye gittim. İçimi açtı, iyi geldi bana...
Kar... Büyülü kar örtmüş her yeri...Gece simsiyah, içi kararmış bir ülkede yatıyorsun, sabah bir uyanıyorsun.. Her yer bembeyaz.. Büyülü bir el bütün pisliklerin, çirkinliklerin üstünü örtmüş.. Karın mucizesi pencerene el sallıyor..
İyi de kuşlar ne yapacak? Onların yiyecekleri karın altında kaldı.. Kar şakasını yaptı, camı bir açtınız ki bütün dünyayı beyaza boyamış.. Ama kuşlar, minik serçeler, o garibanlarım ne yapacak?.
Açarsın radyoyu, ya da koyarsın bant, tutturursun bir şarkı, çıkarsın balkona kuşlara ekmek serpmeye..
Yaşasın kar tatili, kar dolayısıyla bir gün hayat tatili..
Şarkılar cankurtaran simitleridir.. Fırtına kopunca bizi suyun üstünde tutarlar; yitip gitmemizi engeller, kıyıya varmamızı sağlarlar.. Sanat bunun için gereklidir insanoğluna... Buz keserken dünya, elimiz ayağımız donarken dibe vurmamızı engeller, bizi suyun üstünde tutar şarkılar.. Gece Sezen'i dinlemeye gittim. İçimi açtı, iyi geldi bana.
Çıktım balkona, üstü camlı masada bir serçe gezinmiş.. Karda yürümüş izini belli etmiş, istemeden.. Nerde görsem tanırım. Çaktırmadan ziyarete gelir bazen.. İlle de gelmesi gerekmez. Zihnimde bazen ben ona giderim, ya da o bana gelir oturur konuşuruz. Ben uyurken demek ki çaktırmadan bana gelmiş. İz bırakmamaya çalışır. Ne zaman geldiğini, ne zaman gittiğini anlamazsınız. Her yerde dolaşır bu Deli Serçe.. Evden dışarı çıkmamıştır ama oturduğu yerde Ege'nin bir köyünde dolaşıyordur o anda.. Evden çok çıkmaz ama her yerde dolaşır bu gezgin Deli Serçe...

BİR KALP KIRILINCA...
Çok eski dostum. Bazen ortadan yok olur; uzun zaman sesi sedası çıkmaz. Günün birinde bir yerlerde belirir yine. Kanat çırpışından hemen anlarım geldiğini. Hep şakıyarak belli etmez geldiğini; kanat çırpışında da ayrı bir türkü saklıdır. Geveze kuşum benim, habire dolaşır; gider bir evin camının önüne konuverir, içeriyi dikizler, olan bitene kulak verir. İnsanlara bakar, öykülerini dinler gizlice.
Ne olup bitiyor, kimler niye ağlıyor? Bir kalp kırılınca nasıl bir ses çıkarıyor?
Bir kanat çırpışıyla kalkar gider, konar bir düğün evinin duvarına, içeriyi dikizler türkü yakan damada eşlik eder. Şakıyarak ezberler türküsünü, ordan ver elini ölü çıkan bir evin cumbasına... Üç kanat vuruşu yol, yitirilen evden çıkarılırken, çığlıkların sesi nasıl düğümlenir birbirine, onu da kaydeder... Ölünün ardından atılan çığlık, ister o atsın ister başkası malzemesidir onun.. Sanatçı dediğin hem yaşar, hem de yaşadıklarını gözlemleyip, hafızaya alır istese de istemese de.. Hafıza sana rağmen biriktiriyor bir gün kullanmak için her şeyi.. Sana rağmen.. Öyküler anlatan bizim gibi kuşların kaderidir bu.. Hem için acır, hem dışardan bakan biri gibi acını izlersin, paramparça olursun, ikiye, üçe, beşe yarılırsın.. Gözyaşlarının ülkesi, gizli bir ülkedir ki anahtarı herkeste bulunmaz.. Bizim Serçede var ben biliyorum.
Serçe sanatçı olunca ordan oraya dolaşır durur, ne de olsa Serçe avare Serçe.. Eh serçe dediğin de biraz avare olur canım.
Dolaşır ama istemez bilinsin ordan geçtiği.. İz bırakır içine attığı çizgiler, sevinçlerin, acıların sesini toplar, kavuşmaların ayrılıkların ezgisini biriktirir. Gözyaşının sesi olur mu? Olur, bilirim vardır, o da duyar gözden akan yaşın sesini...
Hepsini toplar şarkıya, türküye dönüştürür.. Biriktirdiği seslerle öyküler kurar, anlatır. Serçenin artık katılırız şarkılarına. Bizim şarkılarımız olmuştur onun şarkıları.. Bizim yaşadıklarımızdan süzmedi mi onları? Bazen bize, bazen kendine bakıp en derinlerine gömdüğü sevinçleri, acıları deşip deşip, kanata kanata kendini, türküye şarkıya dönüştürmedi mi onları?
"Ben bu dünyadan geçerken dinledim, duydum baktım, biriktirdim, sanat eserine dönüştürdüm biriktirdiklerimi.. Şarkılarınızdan şarkılarımı yarattım, şarkılarınız dudaklarınızda gezesiniz, dudaklarınızdan şarkı eksik olmasın diye hep sizlere taşıdım, paylaştım. Tek derdim bu anlamsız, saçma küçük dünyalarımıza bir serçenin kanat çırpışının, şakımasının sesini, izini bırakmak istedim.. Bu yaşamın kasvetini dağıtmak, biraz gönülleri hoş etmek, azıcık içinizi açmak istemez mi bütün sanatçılar.. Eh, ben de öyle yaptım işte.. Arabalarınızın camına koyarsam, sevgilinize sarılırken omuzunuza ilişiverirsem, mapustayken camınızın kenarında, hücrenizde bitiverirsem bilin ki tek başınalıktan...

BİLİN Kİ TEK BAŞINALIKTAN
Cenazenizde servi dalındaysam, ayrılıklarda gidenin arkasından sizinle birlikte ağlıyorsam bilin ki hep yalnızlıktan.. Siz aynada yüzünüzü ararken yol kenarındaki su birikintisindeki kendi yansımamda size bakıyorum.. Hep yalnızlıktan.. Hep yalnızlıktan korktuğum içindir şakımalarım bilesiniz. Sizin de korktuğunuzu bilirim. Onun için yalnızlığıma, yalnızlıklarınıza arkadaş olsun diye biriktirdiğim sesleri şarkıya, türkiye, düttürüye dönüştürür sizinle paylaşırım. Hep paylaşmak isterim, bir iz kalsın diye.
Bir serçenin ayak izleri kalsın diye.."
Evet, kar her yeri örtmüş, baktım balkonda dolaşan Serçe'nin ayak izlerinde bunları okudum.. Bir gece önce Sezen'i dinlemeye gitmiştim. Yattım zihnimde Sezen'in gösterisi uyandım dünya bembeyaz.
Dedim içimden, Sezen de amma soyundu, o ne striptizdi öyle..
Roland Barthes beyefendi hazretleri buyurmuşlar ki, "Striptiz'in amacı çıplaklığı kadının doğal giysisi gibi göstermektir." Sezen de sahnede ruhunu soyup, çırılçıplak bırakırken en doğal haliyle karşımdaydı.
Serçe her akşam sahnenin üstünde çırılçıplak soyunuyor. Bunu striptizin bütün kurallarını uygulayarak, yavaş yavaş, sahneyi kaplayan sisin arasında yok olarak yapıyor.. Işıkların binbir renge boyadığı sahnede Sezen üstünde siyah bir tuvaletle çırılçıplak dansediyor. Kah kışkırtıcı, kah baştan çıkarıcı, bazen kendisi bazen başkası olarak ruhunu çırılçıplak soyuyor sahnede.. Zihninin tavan arasını örten tülleri ne kadar atabileceğini, ruhunu nasıl soyabileceğini kendisi de merak ediyor işe başlarken.. Arkasında mükemmel bir orkestra ve vokal grubu var. Neslihan Yargıcı, Yaşar Gaga idaresinde "Suçortakları Kumpanyası" arada seyirciyi oyalayarak, gidip gelerek, tansiyonu yükselterek, güldürüyü acıya katık ederek bu çılgın soyunmaya, bu ruhunu soyup boşaltmaya, içini arındırmaya çalışan, kendine meydan okuyan kadına yardım ediyorlar..
Sanat insanın içini temizler, onu arındırır. Bütün ekip gecenin sonunda yaptıklarından mutlu, dinlenmiş, daha taze ve çıktıklarından daha genç iniyorlar sahneden.
Deli Serçem hiç öyle ailenizin sanatçısı filan değil.. Alabildiğine anarşist ve kışkırtıcı. Kafayı ufaktan bulmuş seyircilerde uyduruk, yapay üstlerine zorla oturtulmuş "Ağır müessese müşterisi" tavrını bir yana bırakıp coşuyorlar, birlikte bütün şarkıları söylüyorlar, ruhlarını bağlı tutan zincirlerini kısa bir süre içinde olsa kopararak onları da soyunmaya başlıyorlar..
Eh artık herkes becerebildiği kadar tabii..
Kar hızlandı, her yeri örtmeye devam ediyor.. Camdan baktım yazıyı yazarken balkondaki masanın camındaki Serçe'nin ayak izlerini de örtmüş kar.. Sevdiğimiz insanlar, büyük yıldızlar giderken iz bırakırlar, kar yağıp o izleri örtse de izlerin zihnimizdeki uzantısı kalır.
O izi sürüp onlara ulaşabilelim diye..
Bıraktığımız izler sizin içindir, sizlerindir.

Nebil Özgentürk
 8o  XMLº 
Blogwise - blog directory
Music Blog Top Sites
blog search directory
Blogarama - The Blog Directory
Proogle.de
Link Dünyası>
Technorati Profile