Açık Radyo'nun 'Dinleyici Destek Projesi' ne katılan Sezen Aksu'dan ilginç itiraflar.
Sezen Aksu, 3 saatlik canlı programında dinleyicilerden gelen soruları da içtenlikle cevaplandırdı. Radyoları başında bulunanlara son derece keyifli saatler geçirten Aksu, zaman zaman başından geçen ilginç olayları ve anıları da dinleyenlerle paylaştı. İşte o ayrıntılar:
Neden röportaj yapmıyor? "Ben röportaj yaparken çok geriliyorum. Karşıdaki insan da aynı durumu yaşıyor. Kendimi defansta gibi hissediyorum ve bir kontrol mekanizması ortaya çıkıyor.Bu durumda iki tarafta zekasını patlatıyor. Ben de düşündüm ki bu röportaj sırasında harcayacağım enerjiyle 2 şarkı daha yazarım. Hepimiz hakkında daha hayırlı diye düşünüp...Bu beni çok geren meseleyi hayatımdan neredeyse tamamen çıkardım. Çok az veriyorum. Çünkü bilinçli ne hissediyorsam, ne düşünüyorsam benim de kendime göre bir gazetem var, albümlerim, orada zaten yazıyorum...Kalpten kalbe daha güzel anlaştığımıza inanıyorum. "
Son zamanlarda ne yapıyor? "Uzun bir süre Aysel Gürel ile birlikteydik. Bir kere daha hayatı o kadar çakmış olmaya çok özendim. Hasta yatağındaydı, oksijen veriliyordu, her tarafı delik deşikti. Bu kadar hastalığıyla eğlenen, herşeyin farkında olan, kimseye hüzün yüklememek için neşesini ve ümidini hiç durmadan akıtmaya devam ederek hayatımın en büyük derslerinden birisini aldım ondan giderayak. O arada aynı anda annemin 2 dizine birden protez takıldı. Onun ameliyatına gittim geldim."
Aysel Gürel'e "İzmir'den döndüm Aysel'i...kaybettik diyemeyeceğim ben çünkü enerjinin kaybolduğuna inanmıyorum. Hüzünlüydü ama her defasında insan biraz daha hayatı farkediyor, farkındalığı artıyor. Her acı insana bir şey katıyor. "
Ajda Pekkan'dan zor kurtuldum "Amelia Rodriguez benim idolümdü. Çok da etkisi altımda kaldım. Onu çok dinleyip etkisi altında kaldığım zamanlarda bir sürü insan dikkat çekmişti. Amelia Rodriguez gibi söylüyor diye. Ben zaten kişiliğimi çok zor buldum. Ajda Pekkan'dan kurtulana kadar canım çıktı. Arkasından Nükhet Duru, Amelia Rodriguez daha böyle bir sürü insan." Hürriyet
Mevlana`nın hayatı, barış ve hoşgörüyle örülü yaşam felsefesi belgesel oldu. `Mevlana: Aşkın Dansı` adlı filmde Mevlana`yı, 24. kuşaktan torunu Sinan Tuzcu, has talebesi Çelebi Hüsamettin`i ise Özcan Deniz canlandırıyor. Mevlana`nın evrensel barış ve hümanizm duygularını yansıtmaya çalıştığı Rumi -Ahlaf`ın da yönetmeni olan Kürşat Kızbaz`ın senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği "Mevlana Celaleddin -i Rumi : Aşkın Dansı" adlı belgesel film 25 Nisan`da gösterime girecek. Evrensel barış, sevgi ve aşk düşüncelerinin vurgulandığı, Mevlana`nın hayatının en özel ve en acılı dönemlerinin anlatıldığı filmin dramatik sahneleri, Sinan Tuzcu , Burak Sergen, Özcan Deniz, Müşfik Kenter, Turan Özdemir ve Selçuk Yöntem tarafından canlandırıldı. Film, Yılmaz Erdoğan, Yıldız Kenter , Cüneyt Türel ve Meltem Cumbul`un şiirleriyle ve Mehmet Atay`ın anlatımıyla tamamlandı . Mevlana`yı, 24. kuşaktan torunu Sinan Tuzcu oynuyor. Mevlana`nın has talebesi olan ve Hz . Mevlana öldükten sonra tüm öğretilerini Mesnevi`ye aktaran Çelebi Hüsamettin`i ise Özcan Deniz oynuyor. Deniz`in, artık selam verirken Mevleviler gibi selam vermekten kendini alamadığı belirtildi. Müzikleri Kalan Müzik, Ömer Faruk Tekbilek ve Sezen Aksu tarafından hazırlanan filmde 3D teknolojisi kullanıldı, dünyanın farklı coğrafyalarından 50`yi aşkın çok önemli tarihçi ve araştırmacıyla görüşüldü, 13. yüzyılın dokusu ve havası yansıtılmaya çalışıldı. UNESCO ve Birleşmiş Milletler`den özel izinler ve destek alınan filmin çekimleri 6 farklı ülkede tamamlandı. Oyuncuların hiçbiri ücret talebinde bulunmadı. Mevlana`nın yaşamı ve felsefesi üzerine kurgulanan filmde "aşk", "ney" ve "sema" üçlemesi yer alıyor. önetmen Kürsat Kızbaz, "Film, bu güne kadar yapılmamış en kapsamlı hikaye oldu. Mevlana hakkında bilinmeyen güzellikleri dünyanın da ilgiyle izleyeceği bir şekilde anlattık" dedi. Genç yönetmen, bazı değerlerin kaybolmaya başladığı, insanların birbirine olan hoşgörüsünü yitirdiği günümüzde filmin, bir diriliş filmi olmasını amaçlayarak ve sinemanın kitleleri etkileme gücünden faydalanarak evrensel bir film yaptıklarını belirtti.