21 Ağustos 2006

Teknede yakalayamadık sahnede düşünce üşüştük


Şimdiye kadar Sezen Aksu'nun kaç konserini izlemişimdir bilmiyorum. Ama 50'yi aşkındır ve şahsen Sezen Aksu'nun Kuruçeşme Arena'da Hepsi grubuyla birlikte verdiği konser gibi bir şey izlediğimi hatırlamıyorum.
Hatırlamayayım da zaten. Şimdiden gömdüm yani bilinçaltının dehlizlerine, çıkmasın oradan...
Hepsi'nin hayranı olan beş-12 yaş grubu çocukların ortalıkta koşuşturmasını mı istersiniz. Konser açıkhavada ve devasa bir alanda verildiği için kendini çekirdek çitlemelik bir panayır alanında zanneden ve bağıra çağıra sohbet eden "dinlemeyici"ler kalabalığı mı istersiniz...
Gırla...
Kardeşim madem kıçını sahneye dönüp bangır bas geyik çevireceksin, git evinin balkonunda takıl, Sezen'i de müzik setinden falan dinle.
Yok...
Fakat hepsinden beteri, konser sırasında platforma takılıp "30 senede ikinci kez" sahnede yere düşen Sezen'in başına piranha sürüsü gibi üşüşen medya ordusunu izlemekti.
Sevgili kameraman arkadaşlar, size oha diyebilir miyim?
Allah muhafaza, kadın orada kalp krizi falan geçirse "Oh canlı yayında şöhret ölümü yakaladık" diye daha da çullanacaksınız. Bir şey olacağı yoksa, ki çok şükür yoktu, olduracak, boğacaksınız.
Öyle bir panik duygusu ki, insanın Sezen Aksu'yu kameramanlardan kurtarmak için sahneye fırlayası, yetmiyormuş gibi beter kalabalık yaratası gelir.
Sezen Aksu'yu teknede yakalayamadık ama sahnede düşünce eteği açıldı. Sezen Aksu'nun kalçası! Azzz sonra.
El insaf be; buna düpedüz taciz denir.
(Ebru Çapa'nın 20.08.2006 tarihli Hürriyet'teki yazısından)

18 Ağustos 2006

Sezen'le bir geceyi yazmaya çalışmak..


Zor, çok zor bir yazı.. İçim karmakarışık.. Duygularım karmakarışık.. Bunları yazabilmek için edebiyatçı olmak gerek.. Ben gazeteciyim sadece..
Sezen duruyor karşımda.. İki metrede falan.. Ayağa kalksam, iki adım atsam dokunacağım.. 1999 aralığı sonlarında evime baskın yapmıştı, habersiz, aniden.. Sarmaş dolaş olmuş, vedalaşmıştık.. Sonra bir daha tek kelime konuşmadık.. Birkaç kez ayni mekanda olduk, ya iki, ya üç.. Ama çok uzaklardaydık, yan yana bile gelmedik..
İşte şimdi.. Yıllar sonra iki metre ötemde.. Tüm şirinliği, tüm yaramaz çocukluğu, tüm coşkusu ile karşımda..
Ali "En çok ben şaşırdım" dedi.. "Hiç beklemiyordum. Öylesi bir koşuşturma içindeydi ki son zamanlarda telefonlarına bile ulaşamıyordum.." Ergil ağır hastaydı, ölüme gidiyordu, Gebze'de.. Sezen başındaydı. Babası ameliyat oluyordu İzmir'de.. Sezen başındaydı.. Asistanı hastaydı Bodrum'da Sezen başındaydı.. Kendisi yeni yeni iyileşirken hastaneden hastaneye koşuyordu.. Bu arada önceden planlanmış konserlerini aksatmıyor, "Sezen" diye ölenleri hayal kırıklığına uğratmıyordu. İşte bu iki arada, bir derede, Bodrum'dan İstanbul'a uçmuştu, Ali Kocatepe'nin bu 41'inci Yıl Gecesi'nde bulunmak için.. Bu nasıl bir vefaydı?.. Bu nasıl bir dostluk, bu nasıl bir sevgiydi?..
Nasılı en iyi bilenlerden biriydim.. Sevgilerin en büyüğünü ben yaşadım Sezen'le.. Dünyada hiçbir iki insan birbirini böylesine bir dostlukla sevmemiştir gibi gelirdi bana hep.. Birbirinden hiçbir beklentisi olmayan iki insanın katıksız, saf sevgisi..
Vurulduğumda hastanenin yan odasını tutmuş, yerleşmişti, bana görünmeden, bana gelenleri ağırlayarak, onların beni istirahata en ihtiyacım olduğu saatlerde rahatsız etmesini önleyerek.. Çay, kahve makineleri koymuş odasına, ikram için, neden sonra odamdan çıkma izni verilince öğrendim. Benim odamdan çıkacak duruma geldiğimi öğrenince, boşaltmış kendi odasını, geldiği gibi sessizce gitmiş meğer..
Böyle şey olur mu?.. Olur.. Bizim sevgimizde olurdu.. İşte bu Sezen iki adım ötemde, dokunma mesafemdeydi.
İçimden bir ses "Fırla" diyordu.. "Fırla sarıl ona.. Kaçarsa yakala.. İtip kakarsa dinleme, sen daha kuvvetlisin sarıl.. 6 yılın hasreti, özlemi ile sarıl.." İçimdeki sesi içim susturdu ayni anda.. İçimdeki kırgınlık.. Kırıklık.. Öylesine büyüktü ki.. Biz sevgilerin en güzelini yaşamıştık yıllarca ama, vazoyu kırmıştık işte.. Onu yapıştırmaya çalışmanın anlamsızlığını biliyordum.. Bir işe yaramayacağını da..
O vazonun kırık olduğunu ikimiz de bilirken, bir daha eskisi gibi olabilir miydik?..
Sevgiyi en yüce doruklarda yaşamış, dünyaya ordan bakmışken, şimdi yamaçlarda dolaşmaya razı olabilir miydim ben?..
Sezen neşe içinde anlatıyor, şakalar yapıyor, en sevdiğim iki şarkıyı olağanüstü söylüyordu.. Kendim bile anlayamıyordum ruh halimi.. Öyle karmakarışık dinliyordum.. Özlem dolu bir lezzetle.. Ama nasıl bir hüzünle..
Alkışladım.. Alkışladım.. Alkışladım..
Geldiği gibi giderken...
(Hıncal Uluç'un 17.08.2006 tarihli Sabah'taki yazısı)

Eyvah! Sezen düştü...


Tam da 'kırk bir kere maşallah, nazar değmez inşallah' derken; Sezen Aksu küt diye düşüvermez mi? Durun durun, baştan anlatayım. "Ah Sezen Aksu; a-acayipsin" diyorum, cuuup Kuruçeşme Arena'daki Pepsi gecesine dalıyorum. İşte 'Hepsi-Sezen el ele hep beraber tribüne' konserlerinin ilk ayağı; Kuruçeşme Arena'daydı. Altı bin kişi, çoluğu çocuğu, sosyetiği, ağır abisi, Ortaköy'den Hale, Lale, Jale'si kapmış bileti gelmişti.
Önce çok sevdiğim ve sahne performanslarını merakla beklediğim Hepsi kızlarını çiziktireyim. Yani olmaz böyle şey, yoksa rüyamı, tam mutlu oldum derken yıktınız bütün dünyamı! Kızlar her zamanki gibi çok tatlılar, Tuvana Büyükçınar'ın diktiği kostümleri çok şık, dansları da güzel ama ah şu playback söylemeleri olmasa! Yani ikinci albümleri çıkmış, hepsinin de sesi güzel, onlar için bilet alıp gelen insanlara nasıl bu haksızlığı yaparlar anlamadım? Hadi orkestra Sezen'in diyelim; eh yarım playback denen bir şey yok mu? Müzik bantta, vokaller canlı kanlı. Bir de hepi topu beş şarkı söyleyip sahneden inmezler mi? Sağıma soluma baktım annelerini, babalarını "Hepsi'yi isteriiiiz" tutturmasıyla konsere getiren çıtır kızlar resmen yıkıldılar. Sonra Helenistik esintiler taşıyan kostümüyle Sezen Aksu çıktı. Öyle güzeldi ki! Gelin görün ki; az kaldı sahne önü meşaleleri bir anda patlayıp Sezen'imizi yakıverecekti. Bu arada ses düzeni de pek parlak sayılmazdı hani... (Nazar değdi nazar!) Sonracığıma; Sezen'in üçüncü şarkısından sonra sıra Hepsi'yle 'Tempo'ya geldi. Hepsi grubu Sezen'in sağına soluna ikişer ikişer dizildi. "Tempo tempo forte forte" derken Sezen Aksu sendeledi ve yere düşüverdi. Biz de düşmekten beter olduk hani. Resmen hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Gönlümüzde Sezen Aksu'nun yeri nasıl da başkaymış meğer. Kolay mı? 'Geri Dön' dedik; dönen olmadı, salladık gül memeleri çağladık, genç kızlık buhranlarımızda onunla ağladık ve çakkıdı çakkıdı oynadık.
Tam da o yüzden elim ayağım boşaldı. Sanki düşen annem, babam, en yakın arkadaşım, canım, kanımmış gibi. O anda sahnenin önünde dizilmiş medya ordusu, korumaların üstünden atlayarak sahneye çıkmazlar mı? Ayağa kalkıp elimi yüzüme kapattım. Nefesim tıkandı. Allah korusun ya ona bir şey olursa. İlk yardım gelemez, kimse duruma müdahale edemez çünkü etrafını haber atlamak istemeyen kameralar doldurmuş durumda. Yanımdaki seyirciler bağırıyor; "Çekilin kadını boğacaksınız!" Çok şükür en sonunda görevliler Sezen Aksu'nun sağlığından endişe edip, kameraları zor bela sahneden indirdiler. Neyseki sadece ayağı kaymış kraliçenin! Ne siz sorun ne ben söyleyeyim ama hayatımın en uzun dakikalarıydı. Hak verirsiniz ki; sonra da tadım madım kalmadı. Gerçi ikinci yarıda ses düzeldi, Sezen Aksu espriler patlattı... Eminim herkes konserden çok memnun kaldı da; birkaç dakikalığına bile olsa büyük bir 'kayıp duygusu' yaşayan bünyem, bir türlü kendine gelemedi.
(Ayşe Özyılmazel'in 18.08.2006 tarihli Sabah'taki yazısı)

30 yılda 2. kez düştü

Kuruçeşme Arena’da Hepsi grubuyla birlikte konser veren Sezen Aksu 'Tempo' adlı şarkının söylendiği sırada dengesini kaybederek yere düştü. Ayağa kalktıktan sonra 30 yılda ikinci kez sahnede düştüğünü söyleyen Sezen Aksu önemli bir şeyinin olmadığını söyleyerek hayranlarını rahatlattı!..

16 Ağustos 2006

Hadi indir bakalım -27-

Nilüfer & Sezen Aksu - Haram Geceler (indir)

14 Ağustos 2006

Sezen Aksu peşine takılmayan gazetecilere teşekkür etti


Bodrum'da dört ay içerisinde üçüncü konserini veren Sezen Aksu, konserinde bir şarkı sırasında kendisini çekmek için sahne kenarına alınan gazetecilere takıldı.

İşte yine geldiler diyerek kamareman ve foto muhabirlerini gösteren Aksu “Son konserimdeki ricamdan ve uyarımdan sonra buna uyan basın mensuplarına teşekkür ediyorum. Ne teknemin ne de popomun peşine takılıp fotoğrafımı çekmeye çalışmıyorlar artık'' dedi.
Yıldızlı Turkcell Geceleri etkinliklerinde bu yıl Bodrum’da üçüncü konserini veren Sezen Aksu, Antik Tiyatro’da yaklaşık iki bin hayranı ile buluştu. Cenk Eren, Romalı Perihan ve birçok sanatçının izlediği konserde sadece 3'üncü şarkısını söylerken konser alanına alınan gazetecilere takılan Sezen Aksu, geçen konserinde yaptığı uyarı ve ricanın yerine getirilmesinden memnun olduğunu söyledi. Aksu 28 Temmuz’da aynı yerde verdiği konserini izleyen 60’a yakın basın mensubuna “Teknemin peşine takılıp lütfen popomu çekmeyin, eğer memlekete faydalı olacaksa seve seve kaş gözde çizerim'' diyerek hem espiri yapmış hemde uyarılarda bulunmuştu.
Konser öncesinde Sezen Aksu’nun tüm hayranlarının yanlarında getirdiği fotoğraf makinaları ve kameraların korumalar tarafından toplandığı görüldü. Sezen Aksu ‘Yanmışım Ben’ isimli şarkısını söylemeden önce kendisini görüntülemek içen konser alanına giren 50’nin üzerindeki basın mensuplarına “İşte yine geldiler. Bu işi yaparken beni en mutlu eden şey şu. Yok sanatmış, yok güçmüş, starlıkmış bilmem ne? Valla hakikaten bunların hepsi üfürükten tayyare selam söyle o yare. Benim şanla şöhretle ilgim yok. Hayat gerçekten acı ve sert çok güzel tarafları da var. Ben size iyi geldiğimi hissettiğim anda yani 2 saat 3 saat için bile olsa bende o zaman kendimi iyi hissediyorum. O yüzden şu andan itibaren bütün program buna göre ayarlanmıştır. Çok eğlenin istiyorum. Hayattan 3 saati benimle birlikteyken çalıyorsunuz. Yükünüzü hafifletirsem benden mutlusu yok diyorum. Gazetecilere de geçtiğimiz konserde yaptığım teknemi ve popomu çekmeme konusundaki ricama uydukları için çok teşekkür ediyorum. O günden sonra rahatlıkla denize girebiliyor, yüzebiliyorum, peşime takılan kimse yok. Yine söylüyorum memlekete bir faydası olsa memnuniyetle dedim. Ölüp gideceğiz böcekler yiyecek. Niye? Gösteririm vallahi bir faydası varsa'' dedi. Seyircileri ve gazetecileri kahkahaya boğan Sezen Aksu giydiği beyaz kıyafet ve neşeli haliyle dikkat çekti, sanatseverler tarafından dakikalarca alkışlandı.
 8o  XMLº 
Blogwise - blog directory
Music Blog Top Sites
blog search directory
Blogarama - The Blog Directory
Proogle.de
Link Dünyası>
Technorati Profile