31 Aralık 2005

İki efsane buluştu

Ustaların ustası - fotoğraf sanatçısı demeyin, döver - foto muhabir Ara Güler geçen Ağustos'ta 77. yaşını kutladı. Sezen Aksu ise bu yıl sanat yaşamının 30. yılını...
İki efsane Aksu'nun evinde bir araya geldi ve bu büyük buluşma Ara Güler'in kareleriyle ölümsüzleşti.
Sezen Aksu'nun yıllar sonra Türk basınına çekim izini verdiği bu çok özel fotoğrafları eşliğinde, Ebru Çapa'nın ''Şizofrenik bir sayıklama olur, fazla kişisel olur'' dediği ve dayanamayıp yazdığı Sezen Aksu üzerine muhteşem yazısı 10. yılını kutlayan, İstanbul Life'ın Ocak sayısında yer alıyor.

Dergiyi hazırlayan arkadaşlar; "Bir çekim gerçekleştirdik, çok da heyecanlıyız" dediler, " yazısını da sen yazsana..."
Oldu...
Bu aralar son derece kişisel meselelerle halleşmekte olduğum bir dönemden geçiyorum; hayatı zaten her kadın gibi kafadan öyle yaşamam,yaşıyor olmam bir yana... Hakikaten - o çişli tabirle- zamanla yarışıyorum; işim çok, üstelik işten ziyade kendimle meşgulüm ve öncelikli iş babında delirmemeye çalışıyorum. Bir de yani?.. Böyle acil tarifeden bir Sezen Aksu yazısı?..
Ki, kimileri, Sezen Aksu hakkında söylenecekler bitmeyecek bir umman olduğu için bunu kolay addeder; özellikle de Sezen Aksu ile derdi olan muhteremler...
Benim için öyle değildir. Ben Sezen Aksu'ya ezelden ebede borçlu hisseden takımdanım. Benim için bir Sezen Aksu yazısı yazmak, bugüne kadar çoğunu dar vakitlerde yazmışımdır ama yine de geniş zamanların işidir. Sezen Aksu, tabiri caizse, romanlık "malzemedir." Bir ömrün fonunda çalınası, bir sonraki şarkıyı, gelecek günlerini beklercesine merakla beklediğin bir soundtrack'tir.
Sezen Aksu dediniz di mi? Hem de Ara Güler'in objektifinden mi?
"Şizofrenik bir sayıklama gibi olur, fazla kişisel olur" dedim. "Olsun" dediler; "Sezen Aksu, zaten herkesin kişisel meselesi değil midir?" diye de eklediler. Doğru söze ne denir? Peki o zaman başlayalım gerisi gelir: Sezen Aksu ile ilgili ilk anım, dört-beş yaşlarıma dair. Beyaz bir Vosvos'un içindeyiz. Direksiyonda babam, yanında annem,arka koltukta ablam ve ben...
İzmir'de bir pazar akşamüstü, aile yemeği yenmiş; ya Foça'da, ya Çeşme'de; eve dönüyoruz. Otomobilin teybi yok ve biz yolda maaile şarkı söylüyoruz; Sezen şarkıları...
Benim konuşmaya başladığım günden beri olageldiği üzre, yine bir konuda itirazım var. Babamla tartışmışız. Kafasındaki topuzdan rahatsız, suratsız bir kız çocuğuyum babasıyla "tartışan". Ciddiye alınmadığımı, çocuk muamelesi gördüğümü hissetmişim, küsmüşüm, susmuşum...
Babam, ilk aşkım sustuğumu farketmiş, bir süre karşılıklı küsüşmüşüz, sonra gönlümü almış, yine şarkı söyleyerek yolumuza devam etmişiz. Evet, şarkımız, tabiki Sezen'den...
Babalarına aşık kızlara mahsus bir şey midir bu sadece bilmiyorum ama kendi adıma, ilk aşkım babamla olan ilişkimin, tümhayatımın formatını belirlediğini söyleyebilirim. Babam yüzünden aşkı biraz da kavga bellemişimdir. Ve en çok da barışma kısmının hatrına, bir ömrü kavgayla geçirmişimdir.
Ve fonda hep, Sezen Aksu'nun canım şarkıları terennüm edilmiştir.
Hüzünse o, neşeyse o, kazanmaksa o, kaybetmekse o, almaksa o, vermekse o,
çapkınlıksa o, zil zurna aşka düşmekse o, terk etmekse o, reddedilmekse o, kavuşmaksa o, ayrılıksa o, düştüğün, yapıştığın yerden ayağa kalkıpyoluna devam etmekse o...
Sezen Aksu, kalbinle düşünerek aldığın uzun mesafede, en içinden söylediğin, kafanın bir yerinde mütemadiyen mırıldandığın yol müziğidir.
Sezen Aksu, ne zaman kırılıp dökülüp saçılsan, hayatını kurtaran bir ambulansın melodik, poetik siren sesidir.
Sezen Aksu, bu ülkenin en ismiyle müsemma kişiliğidir. Sezginin feriştahını sezen bir sezgicidir.
Yoksa , koskoca bir milletin hissiyatını deşifre edebilmek, başka nasıl açıklanabilir? Herkes, onun sözlerini takip etmeye, taklit etmeye çalışırken, onun ufku herkesten en az bir saat önce görmesi, taze yazılmış sözleri dillere düşer düşmez onun topuklayıp bir adım öteye gitmesi ve yeni şeyler söylemesi?.. Eskilerini hiç eskimemecesine ardında bırakıp...
Ucuz edebiyata düştüğümü söyleyenlere hak veririm ama elimden başka türlüsü gelmez. Zira Sezen Aksu, hakkında "akılcı" yazı yazılabilecek bir şahsiyet, en azından benim için, değildir.
İçinden aşk geçen bir şeyde, aklın hükmü olabilir mi?
Onun adına konuşmak, haddimi aşar ama dedik ya "Herkesin Sezen'i kendine", Sezen Aksu'nun da hayatını, dalgacı bir kavgacı gibi yaşadığını düşünmüşümdür hep. Bu yüzden barışın da, aşkın da, adaletin de, umudun da ne olduğunu, en iyi onun şarkılarında, bir manifestoyu huşu içinde dinlercesine dinleriz.
İki eğitimcinin "mahsulü" minyon bir kız çocuğunun, durup durup hayata kafa tutması, otoriteye başkaldırması başka nasıl açıklanabilir?
Sezen Aksu, özgürlüğün için inadına şarkı söylemektir. Değil mi ki aşka teslim olmak, teslimiyete yeni bir anlam yüklemektir; yani aşkın ne olduğunu anlamaktır. Onu kadın, erkek - ya da neyse ne- kılıflardan sıyırmaktır. Canın istediği için teslim olmaktan büyük özgürlük var mıdır?
Gönüllü teslimiyet, hiç bir zaman tamamen teslim olmamaktır.
Sezen Aksu'nun uzun süredir röportaj vermemesi, konserler ve hayır işleri haricinde nur cemalini göstermemesi, kendini "tecrit ettiği" şeklinde, hayli de yanlış algılanıyor bir çokları tarafından.
Oysa, Sezen Aksu, memleketin en özgür ruhlarından biri, yakın geçmişte hasta düştüğü bir dönemde yazdığı, henüz duyulmamış bir şarkısında diyor ki:
"Gücün bütün yollarından geçtim
Kalabalıkta bir yüz olmayı seçtim
Anladım ki benim için yaşamak budur
Bir işe yaradığımı bilmek ve fotoğrafta görünmemek..."
Bunu lütfedip paylaştıktan sonra, o çınlayan kahkahasıyla "Yapamıyoruz ayrı..." diye eklemişti...
Bir işe yaradığını bilmek... Bir insanın sahip olabileceği en önemli bilgi.
Bu yazıya nasıl bir fiyonk atılır? Bencil bir hayranın "yaptırımcı" istirhamıyla bağlayalım bari:
Bu bilginin omuzlarınıza yüklediği mesuliyetten hiç bıkmayınız; bize şah damarımız kadar lazımsınız. Ömrünüze bereket; müzik susarsa film de biter; müzik, hiç susmasın e mi?
(Ebru Çapa'nın İstanbul Life'ın Ocak'06 sayısındaki yazısı)

29 Aralık 2005

Sezen’den Zeki Müren şarkısı

Sezen Aksu, Magazin Gazetecileri Derneği’nin Zeki Müren şarkılarının ‘Bir Ses 13 Nefes’ adlı albümde toplanması projesine destek verdi. Aksu, böylece ilk kez bir albümde Zeki Müren şarkısı söyleyecek.
Magazin Gazetecileri Derneği (MGD) Yönetim Kurulu, geleneksel hale getirdiği Altın Objektif Ödülleri çerçevesinde, her yıl önemli bir sanatçının eserleriyle birlikte anılmasını ve yaşatılmasını kararlaştırdı. MGD, Şubat 2006’da yapılacak olan 13. Altın Objektif Ödülleri çerçevesinde, Türk Sanat Musikisi’ne büyük katkıları olan Sanat Güneşi Zeki Müren’in, eserleriyle birlikte anılmasını dev bir proje ile hayata geçirecek.
MGD Yönetim Kurulu, ‘Bir Ses 13 Nefes’ projesi kapsamında Sezen Aksu’yu evinde ziyaret etti. MGD Başkanı Nurettin Soydan ve Yönetim Kurulu üyelerini evinde ağırlayan Aksu, proje karşısında oldukça heyecanlandı. MGD’nin 2006 başlarında hayata geçireceği ‘Bir Ses 13 Nefes’ projesinde olmayı kabul eden ünlü sanatçı, ilk kez bir Zeki Müren şarkısını da seslendirecek. Sezen Aksu dışında Sibel Can, Özcan Deniz, Muazzez Ersoy ve Mehmet Ali Erbil’den de onay alındı. Proje kapsamında İbrahim Tatlıses, Ajda Pekkan, Nilüfer, Muazzez Abacı, Bülent Ersoy, Kayahan, Sertab Erener ve Candan Erçetin gibi ünlü sanatçılara da teklif götürülecek. Ünlü yıldızların yorumladığı Zeki Müren Şarkıları, CD, kaset ve DVD olarak da piyasaya çıkarılacak. Albümün gelirinin bir bölümü ise eğitime katkı sağlayan bazı vakıflara bağışlanacak.
(28.12.2005 tarihli Hürriyet'ten)

26 Aralık 2005

Ünlüleri heyecanlandıran ünlü!

Okumuşsunuzdur mutlaka.
Sezen Aksu, Avrupa Yakası'nın yılbaşı gecesi yayınlanacak özel bölümünde konuk oyuncu olacak.
Böyle bir nefeste, tek cümleyle söylendiğine bakmayın. Sezen Aksu yahu, boru değil! Daha üstü yok artık. Bana sorarsanız bazı açılardan Sharon Stone'dan daha heyecan verici! Neden dersen, Sharon'a bastırıyorsun parayı, şartlarını söylüyor, "sigara içilmeyecek, şu kadar saat çalışılacak", ne bileyim "sette bilmem ne meyvesi olacak" diyor, hazırlıyorsun, gelip oynayıp gidiyor!
Sezen Aksu ise tamamen canı istediği, bizi sevdiği, diziye güldüğü için geldi ayıptır söylemesi! Parayla pulla ikna edilecek bir kadın değil ki.
Baktım birkaç bölümümüzden sonra güzel mesajlar attı bana, cesaretimi toplayıp soruverdim yılbaşı işini!
"Evet" dedikten sonrası başlı başına bir sitcom zaten! Set karıştı! Yapımcısından kostümcüsüne, oyuncusundan çaycısına kadar herkes telaş, panik, ve heyecan içinde! Özel ışıklar yapılıyor, plato boyanıyor, herkes kendine çeki düzen veriyor! Makyaj masasını nereye koysak, bu koltukta rahat eder mi, şampanya mı getirtsek, ananas suyu mu sıksak diye ortalık karışmış! Başbakan bir devlet kurumunu teftiş için gelecekmiş gibi bir durum!
Kostüm sorumlusu Kerem'e, "Kerem ben yılbaşı bölümünde ne giyeceğim" diye soruyorum, "Üff Gülse Hanım, buluruz birşey, çok telaşım var bu hafta, geceleri uyuyamıyorum, malum Sezen Hanım" diyor! Dikkat ederseniz ben başrol oyuncusuyum, ve Sezen Aksu da kıyafetini kendi getirdiği için kostüm sorumlusuyla hiçbir işi yok! Evrim Akın'a, yani "Selin"e, ilk çekim günü uzun uzun laflar yazmışım. Şakır şakır oynadı bitti. "Vallahi bravo" dedim, "Hiç takılmadın".
Ne cevap verdi? "Ay bugün önemli değil de, yarını düşündükçe heyecanlanıyorum"! Çünkü "yarın" Evrim'in aşağı yukarı hiç repliği yok, ama Sezen Aksu gelecek! Kraliçe geldi, hepten tozuttu ekip! Salon dekorumuzu Sezen Aksu'nun hazırlanacağı oda olarak belirlemişiz. Herkes teker teker aşağı inip kraliçeye "bağlılıklarını bildiriyor", sonra da yukarı çıkıp yaşadıklarını anlatıyor!
"Ben ona şöyle dedim, o da bana böyle dedi, o anda gözlerinin içi parlıyordu, başka bir ışığı var, mübarek insan"!
Bir de "En çok kim heyecanlandı" yarışması var gizliden!
- Ben iki gecedir uyuyamıyorum!
- Ben, bir haftadır! Zaten görünce dizlerim titredi!
- Diz titremesi neymiş, benim çarpıntım tuttu!
Başkalarının dedikodusunu yaptığıma bakmayın, benim de havamdan geçilmiyor Sezen Aksu'yla ahbabım diye! Kadıncağız çekimden bir gün önce "Gülse, nasıl birşey giyeyim" diye mesaj atmış.
Bir yerde sen de Gülse Birsel'sin yani, sevilen bir kişisin, herkese o mesaj gösterilip görgüsüzlük edilir mi? "Bakın Sezen mesaj atmış, ne giyeyim diyor. Hah, herşeyini bana soruyor, bensiz yapamaz" havalarıyla falan!
Bu durumu fark edince, yılbaşı bölümünde Sezen Aksu'yu ne kadar doğru bir role yazdığımı anladım. İpucu yok, o gece göreceksiniz!
Demek ünlüler de başka ünlüleri görünce bu kadar heyecanlanıp kendilerini kaybederlermiş.
Dün yukarıdaki hikayeyi anlattığım Sezen Aksu, bana yine mesaj atıyor: "Akşam bir yemeğe gideceğim, ne giyeyim" diye! Cevap verdim: "Bak Sezen, bazı kararları kendin vermelisin, ben de yoruldum artık"! Geri cevap geldi: "Demek herşey dizide oynatana kadardı ha?!
" Yılbaşı gecesi bu enerjiden, heyecandan, eğlenceden çıkan mamulü göreceksiniz.
Şimdiden iyi seneler!
(Gülse Birsel'in 25.12.2005 tarihli Sabah'taki yazısı)

25 Aralık 2005

Nilüfer | Karar Verdim

Türk Pop Müziği'nin divalarından Nilüfer, sanat hayatının 33. yılında 26. albümüyle sevenlerinin karşısında. Uzun yıllar müzik yolculuğunda birlikte yürüdüğü Kayahan'la yaşadığı tartışma sonrası eline kağıdı kalemi alan Nilüfer, yeni albümünde kendi şarkılarına da yer verdi. Albümde Adnan Ergil, Şehrazat, Bülent Özdemir, Onur Mete ve Sude Bilge Demir gibi önemli isimlerin söz ve besteleri yer aldı. Nilüfer’in yeni albümünde, Ansızın, Aşk, Hayalime Bırak, Hoşuna Gider mi, Hüzün, İlk Göz Ağrısı, Kaderin Oyunu, Karar Verdim, Ucuz Atlattım, Unutmuyor Sevdan ve Yabancı gibi şarkılar bulunuyor.
Nilüfer, "Karar Verdim" adlı albümündeki altı şarkısı için, "Kendi yaşadıklarımla hayat buldular" yorumunu yapıyor. Stüdyo işlemlerinin bir kısmının Prag, bir kısmının Londra'da yapıldığı ve Nilüfer'in bir yıldır titizlikle çalıştığı albümün müzik direktörlüğünü ise Ozan Çolakoğlu yaptı.

Güzel yaşlanmak herkese nasip olmaz

Çeyrek yüzyıl önce bir Haziran gecesi... Sahnede ufak tefek bir genç kız, heyecandan titreyen ellerinden her an düşüverecekmiş gibi duran mikrofona odaklanmış, bahçedeki insanların herhangi biriyle göz göze gelmemeye uğraşarak söylüyor şarkısını:
Dönüşü yok beraberce karar verdik ayrılmaya
Alışmalı arkadaşça yolları ayırmaya
Şimdi artık gözyaşları gereksiz akmamalı
Alışmalı kendi yaramızı kendimiz sarmaya

Şarkıyı söyleyen kız henüz 18 yaşında... Onu gözleri nemli dinleyenlerin büyük bölümü de öyle... Liseye veda ettikleri, yeni bir hayat için palamarı çözdükleri gece, bu gece... Böyle bir gecede coşkuyla dans etmeleri, içlerindeki umutlar gibi kıpır kıpır olmaları beklenirken, "Kaybolan Yıllar"ı anlatan bir şarkıya hep bir ağızdan eşlik etmeleri ne tuhaf! Yoksa önlerinde dizili duran yılları öyle ya da böyle bir biçimde "kaybedeceklerini" o günden mi biliyorlar?
Bu yazıya oturmadan önce bir arkadaşıma sordum, "Sezen Aksu'yu tek bir cümleyle nasıl anlatırsın" diye... "Bir kuşağın duygularını en iyi tarif etmiş kadın" cevabını verdi. Doğru... Benim kuşağımda Sezen Aksu'nun herhangi bir parçasıyla uzaklara dalıp gitmemiş bir Allah'ın kulu yoktur. (Bir de "Kadın şair çıkmıyor" diyorlar, düpedüz haksızlık). Sonra düşündüm, galiba anne-babalarımızın kuşağı için de (özellikle şehirde doğmuş büyümüş olanlar) durum farklı değildi. Ve gariptir, çocuklarımız da aynı yolda yürüyor.
Kaç kuşağın sesi bu kadın?
Kaç kuşağın kalp çarpıntısı? Kaç milyon insanın kaybolan yıllarını anlatacak daha? Gidişlerini, terk edemeyişlerini, dönüşlerini...
Sezen'in (bütün sevenleri ondan böyle söz eder, imzasız bir ittifaktır bu) en son albümü dönüyor günlerdir CD çalarımda... Dingin, kendiyle barışık, usul usul söylenmiş 16 güzel şarkı...
"Nereden başlasam, nasıl yazsam" diye kıvranıp dururken, Murathan Mungan'ın kaleminden dökülmüş "Eskidendi, Çok Eskiden" in izini sürdüm ve kendimi 80'lerin başında ve haince bir deneyin ilk satırında buldum. İnsanın içini dağlayan "Dört Günlük Bir Şey" de de bir resitatifi var Sezen'in...
Notalardan kısa bir süre kopup, mısraları "okuduğu" bölüm:
İnsan böyle bir duyguyu yaşarken
Gerçek yaşamla tüm bağlantıları kopmuşçasına
Ayakları yerden kesiliveriyor
Hoş, bir zaman bu bağlantısızlık da
yaşam kadar gerçek ve doğal
Biliyor musun, belki iyi oldu ama biz yere erken indik
diyen çıngır çıngır bir genç kadın sesi... Belli; yaşamış, incinmiş, incitmiş ama bize anlatabilecek, o duyguyu bize geçirebilecek kadar "kâmil" değil henüz...
Bugün öyle mi ya? Son albümün o müthiş parçasında yine bir resitatif var:
Hani herkes arkadaş
Hani oyunlar sürerken
Kimse bize ihanet etmemiş
Biz kimseyi aldatmamışken
Hani biz kimseye küsmemiş
Hani hiç kimse ölmemişken
Eskidendi, çok eskiden
derken Sezen, sesindeki buğuya dikkat edin lütfen. O buğu, "Dört Günlük Bir Şey"den bugüne geçen 25 yılın toplamıdır. Aşklar, ihanetler, dostlarla bir bir ayrılan yollar, yitirmeler, yitirdiğini fark etmeler...
Sezen Aksu yaşlanıyor. İhtiyarlamadan, çirkinleşmeden...
"Ağlamak güzeldir" diyerek, "Bir kedim bile yok" diyerek ağlattığı milyonlarla birlikte... "Bana ne, bana ne, beni al, onu alma" diye ortalığı inleten "Deli Kız" değil artık o... "Dilinin ucundaki kelimeleri bir türlü söyleyemeyen" veya "elinde yalandan, kocaman, rengarenk, geçici, oyuncak zaferlerle" yolun başındaki "Küçük" de değil... Tam tersine, oğluna "Büyüdün de adam mı oldun" diye soran bir anne...
Sezen Aksu yaşlanıyor.
Güzel yaşlanmak öyle herkese nasip olmaz. Korkmadan, sakınmadan sevenler, sevişenler, yalansız dolansız, kendi gibi durarak, bedelini ödeyerek doludizgin yaşayanlar, güzel yaşlanabilir ancak...
Sezen Aksu güzel yaşlanıyor.
Bunu ben söylemiyorum, sesine sinen yıllar söylüyor. Kesinlikle "kaybetmediği" yıllar...
(Yiğiter Uluğ'un 06.03.2005 tarihli Vatan Pazar'daki yazısı)

İlan tartışmasını Sezen bitirdi

Hülya Avşar'la yan yana fotoğraflarının kullanılmasını istemediği iddia edilen Sezen Aksu "Aramızda sorun yok" mesajını verdi.
Sungate Port Royal Otel'in bayram ilanı neredeyse krize yol açıyordu. Hülya Avşar'ın yanındaki temsili fotoğrafın Sezen Aksu'ya ait olduğu ve sanatçının Avşar'la yan yana fotoğrafının kullanılmasını istemediği iddiası ortalığı karıştırdı.
Avşar, "Afiş krizi diye bir şey yok!" derken Aksu'nun menajeri Yaşar Gaga şunları söyledi: "Tarihi netleştiremediğimiz için otel temsili fotoğraf kullanmış. Program kesinleşti ve fotoğraf da kullanılacak. Sezen Hanım'ın Hülya Avşar'la sorunu yok."
Otel Müdürü Can Topçu da, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: ‘Sezen Aksu, ilanda sürpriz sanatçı olarak gözükmek istedi. Fotoğrafının basılmasını da ‘sürpriz’ gerekçesiyle istememişti. Ancak çıkan polemikler ve yanlış anlamalar sonucunda Sezen Hanım kendi fotoğrafına ilanda yer verilmesini istedi. Ortada ne sorun, ne de fotoğrafla ilgili bir dava var...’

19 Aralık 2005

Sezen'in şarkılarına telif için teknik takip

Pop müziğin 'Minik Serçe'si Sezen Aksu, 'Mstats' adlı bir teknoloji ile radyo ve televizyon kanallarında yayınlanan eserlerinin takibini yapabilecek.
TV ve Radyo kanalları, Telif Hakları Kanunu'na göre; yayınladıkları her şarkı için eser sahibine telif ücreti ödemekle yükümlü. Ancak sanatçılar, hangi kanalın kendi şarkılarını kaç kez yayınladığını bilmedikleri için haklarını yeterince alamıyordu. Global Danışmanlık Şirketi ise bu sorunu 'Mstats' adlı yazılım programıyla çözdü. Bu sisteme üye olan sanatçılar bundan böyle, şarkılarının Türkiye'deki tüm TV ve radyo kanallarında kaç kez çalındığını öğrenebilecek.
Bu teknolojiyi kullanmak isteyen ilk sanatçı Sezen Aksu olurken, sanatçının hak sahibi olduğu tüm şarkılar takip sistemine yüklendi. Aksu, yerel kanallardan hak talep etmezken, ulusal TV ve radyolarda çalınan eserlerinin izlenmesini istiyor. Sanatçı, 'Mstats' sayesinde yıllık telif hakkı gelirinin yüzde yüz artış göstereceğini tahmin ediyor. 'Mstats' adlı teknolojiyle şarkı takibi yapmanın bedeli ise biraz yüksek. Sadece bir kanalın takibi için 750 dolar ödenmesi gerekiyor.
(19.12.2005 tarihli Sabah'tan)

18 Aralık 2005

Günce: Volume 2

Güçlü yorumu ve iddialı sounduyla türk pop müziğine 2 yıl Önce merhaba diyen Günce'nin yeni albümü Volume ll müzik marketlerdeki yerini aldı.
Günce 2003 yılında yayınladığı ilk albümü "Bu Aşk Değil" ile buyük bir çıkış yakalamış; Gecemi Al, Bu Aşk Değil, Uyuyamam ve Yalnızlığım gibi şarkıları uzun süre radyo ve televizyon kanallarının listelerinde üst stralarda yer almıştı.
Albümün çıkış parçası olan "Severim" bu yıla damgasını vuracak. Söz ve müziği Evrim Dökme'ye ait "Severim" Günce'nin güçlü yorumu, melodik yapısı ve iddialı duyla hit olmaya şimdiden aday.
Albümde yer alan 9 şarkıdan 4'ünün söz ve müzigi Günce'ye ait. Bunlardan biri olan "Biliyordum"u daha da özel kılan; büyuk yorumcu Fatih Erkoç ile yaptığı düet.
Türk pop müziğinin duayeni Sezen Aksu'ya ait "Güllerim Soldu" adlı şarkı ise, Volume II' de Günce'nin güçlü yorumu bir kez daha hayat buluyor.

15 Aralık 2005

Bu yakada Sezen var

Gülse Birsel'in senaryosunu yazdığı 'Avrupa Yakası'nın yılbaşı özel bölümünde Sezen Aksu şarkı söyleyecek.
Son yılların en komik dizisi 'Avrupa Yakası' yılbaşı gecesinde bomba gibi bir bölümle ekrana gelecek. Sezen Aksu'ya dizide oynaması için birçok kez teklif götüren Gülse Birsel, 'evet' yanıtını alır almaz kalem kağıda sarıldı, bu özel bölüm için senaryo yazıyor.
(15.12.2005 tarihli Sabah Günaydın'dan)

14 Aralık 2005

Show dünyası Top 10

02 - 08 Aralık tarihlerinde, 28 TV kanalında ve yazılı basında en fazla haberi çıkan isimlerde Sezen Aksu 64 haberle 6. sırada yer aldı. Show dünyasındaki sıralamada birinci sırayı 117 haberle "Marka Konferansı"na katılan Hülya Avşar yer alıyor. Marka tartışmalarıyla gündemden düşmeyen Hülya Avşar'ı, ikinci sırada 96 haberle İbrahim Tatlıses takip ediyor. Dayak konusunun Meclise taşınması haberiyle gündeme gelen Deniz Akkaya, 83 haberle üçüncü sıranın sahibi. Akkaya'yı, kızı Yasmin'in 10. yaş günü kutlamaları ile haberlere konu olan Mehmet Ali Erbil 81 haberle takip ediyor. Hülya Avşar ile birlikte katıldığı "Marka Konferansı"nda "Sanatçıdan marka olmaz!" sözleriyle dikkat çeken Okan Bayülgen 67 haberle beşinci sıraya yerleşmiş. Bayülgen'i sırasıyla; 64 haberle Sezen Aksu, 60 haberle Tarkan, 57 haberle Seda Sayan, 55 haberle Cem Yılmaz, 52 haberle Gamze Özçelik takip ediyor.

İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek

Fatih Akın'ın Cannes Film Festivali ve sinemalarda da gösterilen belgesel filmi "İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek", Perşembe günü NTV’nin belgesel kuşağında ekrana gelecek.
Fatih Akın’ın yazıp yönettiği “İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek” 92 dakikalık bir belgesel film. Akın; içinde yaşadığımız İstanbul’u, her gün dolaştığımız fakat farketmediğimiz sokakları, mekânları çarpıcı bir anlatımla gösteriyor, duymadığımız sesleri dinletiyor. İstanbul’un gerçek ruhunu, sesini ortaya çıkarıyor.
Belgeselde Sezen Aksu da "İstanbul Hatırası" isimli parçasının canlı performans kaydıyla yer alıyor. Sezen Aksu'nun yanısıra belgeselde Müzeyyen Senar, Orhan Gencebay, Müslüm Gürses, Baba Zula gibi isimler var. Keyifle izlenecek ve dinlenecek bir film...
NTV 20.30

10 Aralık 2005

'Minik Serçe'den eski şirkete dava

Sezen Aksu, Raks Müzik'e 'ihtiyati haciz kararı' konması ve yaklaşık 300 bin YTL'lik alacağını tahsil etmek için mahkemeye başvurdu. Aksu'nun avukatı, borcunu ödemeye yanaşmayan Raks'ın zaman kazanmaya çalıştığını öne sürdü.
Bir dönem müzik piyasasının en güçlü firmalarından biri olan Raks Müzik Yapım 'batma' noktasına gelirken, ünlü sanatçı Sezen Aksu da (Fatma Sezen Yıldırım) eski şirketini mahkemeye verdi. Aksu, 9 yıl önce Raks Müzik'le bir sözleşme imzalamıştı. Bu sözleşmeye göre; Sezen Aksu'nun piyasaya çıkardığı üç adet kasetin KDV hariç yüzde 25'i brüt olarak sanatçıya ödenecekti.
Sezen Aksu, bu sözleşmeden sonra piyasaya 'Düğün ve Cenaze', 'Düş Bahçeleri' ve 'Adı Bende Saklı' adlı albümleri çıkardı. 1999'da yapılan bu kasetler, çok sayıda sattı. Ancak iddiaya göre; 'davalı' müzik şirketi, o tarihten bu yana sözleşme kurallarına aykırı hareket ederek Sezen Aksu'nun 300 bin YTL'yi bulan alacağını ödemeyince Aksu da noter aracılığıyla Raks'a ihtarname çekti. Bir süre sonra, şirketin mallarını elden çıkarma gayreti içinde olduğunu öğrenen Sezen Aksu, alacağı için mahkeme kanalıyla icra takibi başlatma yolunu seçti. Ancak Raks firmasının avukatları, icra takibini durdurdu.
Bunun üzerine Sezen Aksu'nun avukatı Gökçe Kılıç Gülsaran, 'itirazın iptali' istemiyle tekrar mahkemeye başvurdu ve durdurulan icra takibinin sürdürülmesini istedi. Dava dilekçesinde Raks Müzik Şirketi'nin 1996 yılındaki sözleşmeye itiraz etmediğini belirten Aksu'nun avukatı, şirketin amacının zaman kazanmak olduğunu ve borçlarını ödediklerine dair mahkemeye bugüne kadar hiçbir belge sunamadıklarını kaydetti.
(09.12.2005 tarihli Sabah'tan)

08 Aralık 2005

Hadi indir bakalım -13-

Beni yak, kendini yak, herşeyi yak...
Sezen Aksu'nun TİM'de verdiği konserden kısa bir anı...
İzlemek için tıkla...

07 Aralık 2005

Baba Beni Okula Gönder!

Pop müziğin sevilen ismi Emre Altuğ uzun süren sessizliğini “Sensiz Olmuyor” isimli maxi single ile bozuyor. Albümde toplam 8 şarkı yer alıyor.
Altuğ, DMC'den çıkan albümün tüm gelirini, Milliyet Gazetesi'nin "Baba Beni Okula Gönder" kampanyasına bağışlayacak. Altuğ'a destek olan Nazan Öncel ve Teoman da single için ücretsiz şarkı verirken; Sezen Aksu da kendi stüdyosunda yapılan albüm kayıtları için hiç bir ücret talep etmedi.

Show dünyası Top 10

25 Kasım - 1 Aralık tarihlerinde, 28 TV kanalında ve yazılı basında en fazla haberi çıkan isimlerde Sezen Aksu 78 haberle 4. sırada yer aldı. Show dünyasındaki sıralamada Hülya Avşar 134 haberle ilk sırada yer alıyor. Bir sıra gerileyen Deniz Akkaya 84 haberle ikinci sırada. Almanya'da hayranları ile buluşan Cem Yılmaz 83 haberle üçüncü sırada yer alıyor. Kardelenler projesinin final gecesinde konser veren Sezen Aksu, 78 haberle dördüncü sırada... Tarkan "Bounce" isimli single çalışmasıyla adından sıkça bahsettirerek 77 haberle beşinci sırada yer bulmuş. En çok haberi çıkan ünlüler listesinde ilk 5'ten sonra sırasıyla 76 haberle İbrahim Tatlıses, 61 haberle Çağan Irmak, 44 haberle Ferhat Göçer, 43 haberle Petek Dinçöz ve 41 haberle Seda Sayan yer almışlar.

05 Aralık 2005

Sezen Aksu'dan 5 şarkı aldı

İstanbul'un gözde eğlence mekanı Günay Restaurant, kış sezonunu Ebru Gündeş'le açtı. Sadece iki gala için Günay'da sahne alacak olan Gündeş, program öncesi gazetecilerle sohbet ederken yeni albümüyle ilgili önemli açıklamalar yaptı. Bu albümde yer alacak şarkıları özenle seçtiğini ifade eden güzel sanatçı çalışmalarıyla ilgili şunları söyledi:
"Sezen Aksu'dan 5 şarkı yer alacak. 6 olma ihtimali de var. Şarkılar belki çok tutacak şarkılar değil ama şarkıları konuşurken Sezen Hanım'ın 'senin sesini çok beğeniyorum' demesi beni heyecanlandırıyor. Sezen Aksu'nun sesimi beğeniyor olması benim için çok önemli. Böyle bir insanın 5 tane şarkısını okumak da herkese nasip olan bir şey değil..."
Türkiye'nin en çok beğenilen seslerinden biri olan Ebru Gündeş, son zamanlarda çok tartışılan 'assolistlik' kavramı ile ilgili ilginç yorumlar yaptı. Kendini assolist olarak görmediğini belirten ünlü sanatçı, "Eskiden gazino kültüründe, birçok isim sahneye çıkar ve en son sahne alan assolist olurdu. Artık öyle birşey yok" dedi. Gündeş, yeni TV programı hakkında da şu bilgileri verdi: "Kavuşamayanları biraraya getiriyoruz. Sevenlerimin karşısına daha pek çok sürprizle çıkacağım."
(05.12.2005 tarihli Sabah Günaydın'dan)

04 Aralık 2005

Sezen Aksu'dan "Melankoli"

Sanat dünyasında 41 yılı geride bırakan Ali Kocatepe, bunun şerefine yeni bir albüm hazırlığı içine girdi. Bu albüm için Sezen Aksu'dan Özcan Deniz'e kadar 80 şarkıcı stüdyoya girerek besteleri Kocatepe'ye ait şarkıları okudu.
Sezen Aksu 'Melankoli', Deniz Seki 'Her Şey Senin İçin', Ayşegül Aldinç 'Yıldızlar', Emre Altuğ 'Heya Mola', Özcan Deniz 'Sevenler İçin'... Bütün bu isimler ve daha birçoğu; besteci ve yorumcu Ali Kocatepe'nin 41'inci sanat yılı şerefine stüdyoya girdi. Ona ait olan besteleri seslendiren ünlü isimler, Kocatepe'yi bu mutlu gününde yalnız bırakmayarak ona destek oldu. 80 ünlü ismin, bestesi kendisine ait 50 şarkıyı okuyacağını söyleyen Ali Kocatepe, sürpriz isimlerin düetlerini ise bir sır gibi saklıyor. 50 şarkının 25'ini, Ocak ayında iki CD'lik bir albüm olarak çıkaracak olan Kocatepe, ikinci 25 şarkılık albümün mayıs ayında piyasaya çıkacağını söylüyor. Eski ve yeni kuşağın en iyi yorumcularının bu albümlerde ilk kez bir araya geleceğini söyleyen Kocatepe, albümün satış rekoru kıracağı iddiasında.
Kocatepe, ayrıca albümlerdeki şarkıların notalarını ve 41 yıllık müzik hayatının fotoğraf albümünü de bir kitap halinde yayınlamayı düşünüyor. Şarkı kayıtlarının büyük bir kısmını tamamlayan Ali Kocatepe'nin tek sıkıntısı, bir sponsor bulamamak...
(04.12.2005 tarihli Sabah Günaydın'dan)

01 Aralık 2005

Amsterdam hazır

Amsterdam 2 ve 3 Aralık'ta Sezen Aksu'nun vereceği konser için hazır. Biletlerin günler öncesinden tükendiği konserlere bilet bulabilen Hollanda'daki tüm Sezen Aksu hayranlarını Amsterdam RAI Theatre'da, muhteşem iki gece bekliyor. Konserler sonrası Club33'de verilecek After Party organizasyonunda da yine birbirinden ünlü dj'ler eşliğinde Sezen parçaları çalınacak ve Ozan Doğulu partiyi renklendirecek.

Karşıyım korsana, karşıyım var mı?

Müzik sektörü 'korsana karşı Ankara yürüyüşü' için birleşti ve Başbakan'dan randevu istendi. 50 sanatçı ve 4 derneğin yöneticileri, 14 Aralık'ta Başkent yollarına düşecek!.
MÜYAP, MESAM, MSG ve MÜYOBİR adlı müzik meslek birliklerinin Ankara'ya yapacakları 'büyük yürüyüş'ün tarihi 14 Aralık Çarşamba olarak belirlendi. Görüşmek için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile Kültür Bakanı Atilla Koç'tan randevu isteyen birlikler; Ankara'dan gelecek kesin cevaba göre korsana karşı büyük yürüyüşü bir gün önce ya da sonra yapacak.
Sezen de yürüyecek
Ankara seferine, aralarında Sezen Aksu, Orhan Gencebay, Alişan, İbrahim Tatlıses, Mahsun Kırmızıgül ve Ferdi Tayfur'un da bulunduğu 50 sanatçı ile meslek birliklerinin yöneticileri katılacak. 5101 sayılı yeni yasasının çıkmasına rağmen korsan satışlarda düşme yerine artış olduğuna' dikkat çeken meslek birlikleri; şikayetlerini Erdoğan, Aksu ve Taş'a iletecek.
Müzik Eserleri Sahipleri Grubu (MSG), Müzik Yapımcıları Derneği (MÜYAP), Türkiye Musiki Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) ve Müzik Yapımcıları Birliği (MÜYOBİR) Başbakan'ın dikkatini, korsan nedeniyle 20 milyonun altına düşen albüm satışlarına çekecek. Bu arada korsandan kaynaklanan vergi kaybı da gündeme getirilecek.
(01.12.2005 tarihli Sabah Günaydın'dan)

Ben ortalarda olmak istemeyen biriyim!

Hırsız-Polis adlı dizideki rolüyle büyük beğeni toplayan Uğur Yücel, Vizon dergisinin aralık sayısına verdiği röportajda, yönetmenliği ve senaristliği oyunculuğa tercih ettiğini söyledi.
* Sinemayla buluşmam 1983'de Ertem Eğilmez'le oldu. O zamanlar Uğur-Necati ikilisi olarak komedyenlik yapıyorduk. Ertem Abi haftada bir-iki gün kendisine uğramamızı istedi. Önce Necati'ye rol çıktı. Sonra da bana... Bu Yeşilçam'a girişimizdi. Sinema oyunculuğuna kapıldığım film Muhsin Bey'dir. Aslında sinemayla küçük yaşta Kuzguncuk Altıner ve Nur Bahçe sinemalarında tanıştım. 23 yaşımda "Rejisör olmalıyım ben" dedim. Bu yaşa geldik hâlâ arıyoruz işte...

* Dizide canlandırdığım karakter kötü bir karakter. Ama herkes kadar, o kadar da iyi. Doğu Karadenizli. Babasına çok kırgın, anasını çok sevmiş. Tutkulu, gaddar, cesur ve aşk dolu. Benim kafamda kanlı canlı bir adam bu. Sayfalarca konuşurum bu adam hakkında.
* Sezen Aksu ve Cem Yılmaz'ı bir araya getiren 'Ramon' adlı filmde Cem, Ramon'u oynayacaktı. Sezen ve ben yan rollerden ikisini, ki güzel rollerdir... 'Oynayalım mı' diye düşündük. Ama çok zaman oldu. Aramızda konuşuldu gitti. 'Ramon', önümüzdeki mayıs ayı sonunda çekilecek ama kimlerin oynayacağı belli değil. Belki ben de oynayacağım ama başkası yönetecek. Film, bir çingene çalgıcı ve sevgilisinin hikayesi... Aşk ve aksiyon filmi.
* Yönetmenliği ve senaristliği oyunculuğa tercih ederim. Ben ortalarda olmak istemeyen biriyim. Öte yandan kendi kendine oynadığında dünyanın en güzel işidir oyunculuk ama kendi kendine oynayacak oyuncakların varsa!!!
* Yılbaşında yeni bir dizi başlatmayı planlıyorum. İlkbahar için bir komedi filmi yazıyorum. Yazın 'Ramon' çekilecek. Seneye kış 'Sessizlik' adlı ikinci filmim için 'motor' denecek. Bu arada bir sahne oyunu üzerinde çalışıyorum.
(30.11.2005 tarihli Sabah Günaydın'dan)
 8o  XMLº 
Blogwise - blog directory
Music Blog Top Sites
blog search directory
Blogarama - The Blog Directory
Proogle.de
Link Dünyası>
Technorati Profile