29 Kasım 2005

Show dünyası Top 10

18 -24 Kasım tarihlerinde, 28 TV kanalında ve yazılı basında en fazla haberi çıkan isimlerde Sezen Aksu 86 haberle 5. sırada yer aldı. Show dünyasındaki sıralamada Deniz Akkaya 126 haberle ilk sırada yer alıyor. Dayak konusu ilgili bir köşe yazısında çıkan haber ile gündemi meşgul eden Deniz Akkaya'yı 161 haberle Hülya Avşar izliyor. 100 milyar gibi rekor bir bağış ile ve dayak konusunda yaptığı şok açıklamalarla dikkati üzerine çeken Avşar kızını, 126 haberle Tarkan izliyor. Kuzey Irak'ta verdiği konser ile magazin basınını uzun süre meşgul eden İbrahim Tatlıses 116 haber ile dördüncü sırada. Yine Kardelenler için sahne alan Sezen Aksu, konserleriyle büyülüyor ve beşinci sıranın sahibi oluyor. En çok haberi çıkan ünlüler listesinde ilk 5'ten sonra sırasıyla 65 haberle Mehmet Ali Erbil, 61 haberle Okan Bayülgen, 56 haberle Şener Şen, 54 haberle Seda Sayan ve 51 haberle Çağan Irmak yer almış.

28 Kasım 2005

Sezen Aksu markası

...Ak Parti'nin AB konusunda attığı adımlar, daha doğrusu Türkiye'nin gelecek tasarımı doğrultusunda içinden geçilen transformasyonda elde ettiği başarılar beklenen karşılığı göremiyor ya da bir şekilde karalanıp duruyordu.Yani hem dışarıya hem de içeriye karşı 'algılama yönetilmeliydi'. Ama nasıl?..
Bizim dile getirdiğimiz görüşler özetle şöyleydi:
1. Gündemi siz yönetmezseniz, 'konu yönetimi' ilkelerini uygulamazsanız ve iletişimi ortak mesajlarda aynı yöne kilitlemez, koordine etmezseniz, bunu başkaları yapar. O zaman da kaosun ve algılamanın istemediğiniz yerlere gitmesinin önüne geçemezsiniz.
...
3. Türkiye'nin marka vaadi Türkiye'nin gerçeklerinden çıkar. Burada 'mış' gibi yapılamaz. "Biz aslında sizin gibiyiz", şeklindeki bir yaklaşım ters teper. Çünkü biz onlar gibi değiliz. Tersine onlardan farklılığımız, AB halklarına bir zenginlik gibi sunulabilir. Bu işi yaparken de kendi kültür ve değerlerimizden vazgeçmek kesinlikle gerekmez. Hedef AB halkları olacağı için elit sanatın yanında belki de daha çok kadar popüler kültür araçlarından yararlanılabilir. Pop klasiği haline gelmiş Sezen Aksu, dünyanın önünde eğildiği Anadolu Ateşi gibi modeller çoklanarak iletişim aracı olarak kullanılabilir.
(Ali Saydam'ın 27.11.2005 tarihli Sabah'taki yazısından)

27 Kasım 2005

Sezen Aksu'dan şarkı aldım!

- Albüm yapmayı bıraktınız mı? Var mı yeni bir proje?
Hülya A.: Çok hoşuma gitmiyor albüm yapmak. Ama şu an hazırlık içindeyim. Stüdyoya girme fobisi yüzünden "Acaba bir single mı çıkarsam?" diyorum. Albümdeki besteler Metin Arolat ağırlıklı. Sezen Aksu'dan da şarkı aldım. Ayrıca Sezen Cumhur Önal'ın eski bir şarkısını okuyacağım.
- Matild Manukyan'ın hayatını oynayacakmışsınız.
Hülya A.: Yardımcımın aklına gelen bir fikirdi bu. Hayatı bana çok enteresan geliyor o kadının. Bilgileri Arda Uskan topluyor şu an. Manukyan'ı ben oynayacağım. Senaryo ekibinde de çalışabilirim.
- "Hülya Avşar Şov" ne zaman başlıyor?
Hülya A.: Aralıkta. Her programda bir başarı öyküsü yer alacak. Başarılı olmak isteyip de gerçekleştirememiş kişilere burs vereceğiz. Ayrıca farklı dallardan ünlü bir konuğu ağırlayacağım şovumda.
- Gülben Ergen sizinle ilgili bir şey söylediğinde siz değil, kardeşiniz Helin Avşar cevap verdi ona. "Bana zarar veriyorsun" diye kızdınız mı? Markanızı korumaya çalışırken çevrenizdeki insanlara da dikkat etmeniz gerekiyor.
Hülya A.: Önce çok kızdım. Ama sonra onun yaptığı şeyin çok akıllıca olduğuna karar verdim. Çünkü büyük bir dertten kurtardı beni. Bu üniversitedeki derslerden biriymiş. Marka olmak için kendinden büyüğüne saldırırmışsın ilk etapta. Eğer markaysan ve sana saldırılıyorsa ikinci bir kişiyle saldırıları püskürtürmüşsün.
(Elif Berköz'ün 27.11.2005 tarihli Milliyet'teki Hülya Avşar ve Okan Bayülgen ile yaptığı röportajdan)

Hepimiz o şarkılarla büyüdük

Metin Arolat'ın büyük beğini toplayan albümünde Ebru Gündeş'in eşlik ettiği ve albüm ile aynı adı taşıyan "Kabul Et" özellikle herkesin dilinde. Arolat, önümüzdeki hafta bu şarkıya klip çekmeye hazırlanıyor. "Bu klipte diğerlerindeki gibi iddialı bir sahne olmayacak, çünkü şarkının önüne geçsin istemiyorum" diyor.
- Yeni albüm için beş yıl beklediniz, neden?
- Bu benim hayatımın temposuyla alakalı. Yönetmenlik ve müzikle ilgiliyim. Birinin öbürünü ezmesi içimi acıtıyor. "Yönetmenlik yapıyor ve müziği unuttu" deniyor benim için ama yok öyle bir şey. Yönetmenlik yaparken de beste yapıyordum, kimsenin bundan haberi yok. Müziği zevk aldığım için yapıyorum. Bu albüm yaptıklarımı insanlar da dinlesin diye yapıldı. Hatta albüm çıkarmak şart da değil. Çünkü benim derdim para kazanmak değil. Bu işi sadece sevdiğimi için, hayatamı renklendirmek için yapıyorum.
- Albümlerinizde genelde beste ve sözler size ait. Başkalarının bestelerini söylememek gibi bir prensibiniz mi var?
- Öyle bir derdim yok. Örneğin, Sezen Aksu ya da Kıraç'ın öyle şarkıları var ki tam "Benim şarkılarım" diyebileceğim şarkılar. Ya da ben Sezen Aksu'dan etkilenmiş ve benzer şarkılar yapmış olabilirm. Ama bundan gocunmam. Çünkü hepimiz o şarkılarla büyüdük.
- Beste yaparken evinize mi kapanırsınız yoksa ilham denen şey sizi her durumda bulur mu?
- İkisi de oluyor ama ruh hali çok önemli burda. O dalga gibi içinde büyümeye başlıyor. Ufaktan sinyaller veriyor zaten.
- Ebru Gündeş size eşlik ediyor iki şarkıda...
- Evet. Ebru'yu çok severim. Ne şanslıyım ki öyle bir arkadaşım var. Albümü bitirmek üzereydik, stüdyonun önünden geçerken aradı. Geldi, gözleri daldı ve "Metin çok beğendim albümü. Önceden haber verseydin çorbada tuzum olsun isterdim" dedi. Ben de "Ne olacak beş sene bekledim iki gün daha beklerim" dedim. Bitmiş şarkının üstüne o an içinden geldiği gibi okudu.
(Aynur Erdem'in 27.11.2005 tarihli Sabah Aktüel Pazar'daki Metin Arolat röportajından)

Sezen Tutkusu

Ferzan Özpetek, ilk iki filmi "Hamam" ve "Harem-Suare"de bize ait ve bizde geçen hikayeler anlattı. Sonraki filmleri olan "Cahil Periler", "Karşı Daire" ve de "Kutsal Yürek"te ise İtalya'da geçen batı hikayeleri. Ama ne anlatırsa anlatsın, o filmlerine hep Doğu'dan motifler koyuyor. Örneğin bu son filmi bir Sezen Aksu şarkısıyla açılıyor ve arada bir semazen portresi gösteriliyor. Öncelikle neden hep Sezen Aksu? Biz onu seviyoruz, ama ayrıca Batı'da çalışan yönetmenlerin, Fatih Akın'dan Özpetek'e, bu büyük sevgisi nerden kaynaklanıyor? "- Derviş resmini koymamın nedeni, kendi adıma Mevlana felsefesine ve sufiliğe olan ilgim ve hayranlığım. Zaten filmde de inanç sorunu bu çerçeve içinde ele alındı, filmde sufi düşünceden izler var. Sezen'e gelince...Hayır, o şarkıyı bir yabancılaştırma etkisi yapsın diye koymadım. O açılış sahnesine çok uygun bulduğum için koydum. Biliyorsun, "Karşı Daire"de de bir Aksu şarkısı vardı. Geçen gelişimde onun Kardelenler albümünden 10 tane birden alınca, yanımdakiler 'kızlar okusun' kampanyasına destek olsun diye aldığımı sandılar. Hayır, sadece İtalya'daki Sezen Aksu hayranı dostlarıma armağan olarak alıyordum. O büyük bir şarkıcı, bir diva".
(Atilla Dorsay'ın 27.11.2005 tarihli Sabah Aktüel Pazar'daki yazısından)

26 Kasım 2005

40 yıl karı koca bile dayanmıyor

- "Annem benim 80 yaşında Allah uzun ömür versin kendisi ayrı eve çıkmak istiyor. Babam ona olur mu hanım kadının yeri erkeğinin yanıdır diyor. Onun babama verdiği cevap ise "onlar eskide kaldı. Abdulhamid dönemindeydi" oldu."
- "Sevgili seyircilerim, 40 yıldır beraberiz. Kolay değil tabi. Vallahi karı koca bile birbirine bu kadar dayanamıyor. "
(24 Kasım Ankara konserinden)

Tarkancoll.com

Tarkancoll, Tarkan için hazırlanmış nadide güzellikte sitelerden biri. Siteyi hazırlayan sevgili Ebru'ya teşekkürler...

25 Kasım 2005

Minik Serçe Ankara'da uçtu!

Kardelenler Projesine 'Kardelen' albümü ile ortak olan Sezen Aksu, albümün tanıtım konserlerini Anatolia Gösteri Merkezi'nde verdiği konserle noktaladı. Konseri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan da izledi. Recep Tayyip Erdoğan, bu projeye maddi ve manevi yardım eden aydınlar, sanatçılar ve iş adamlarına teşekkür etti.
Anatolia Showland'de gerçekleşen konserde bir konuşma yapan Erdoğan, Türkiye'nin dört bir yanında farklı gelişmeler olduğunu belirterek, "Yavrularımızın kendilerine olan güvenlerinin arttığını gördüğümüz bir dönem yaşanıyor. Türkiye'de internet ağına girmeyen okul kalmayacak. 2006'nın ilk çeyreğinde bilişim teknoloji sınıfının açılmadığı okul kalmayacak" diye konuştu.
Okullara 120 bin bilgisayarın ulaştığını ancak 80 bin bilgisayar açığı kaldığını ifade eden Erdoğan, bunun da gönüllülerin yardımıyla tamamlanacağını söyledi. Şemdinli, Yüksekova ve Hakkari'ye gittiğinde bir ilköğretim okulunda bilişim teknoloji sınıfında kardelenleri gördüğünde çok duygulandığını ifade eden Erdoğan, bu proje için emeği geçen herkese ve Aksu'ya teşekkür etti.
Ankaralılar'ın da büyük ilgi gösterdiği Aksu'nun verdiği konser, 'Kardelen Konserleri' kapsamında düzenlenen etkinliklerin sonuncusu oldu. Konserde Aksu, bir de jest yaptı. Repertuvarında olmadığı halde bir şarkı seslendireceğini belirten Aksu, "İçimden geldi. Sayın Başbakanımız ve eşi Emine Erdoğan için 'Lale Devri' şarkısını seslendirmek istiyorum" dedi. Erdoğan çifti, Aksu'nun 'Lale Devri' şarkısına alkışlarıyla eşlik etti.
Başbakan Erdoğan'ın kendisine verilen söz hakkını kullanırken hükümetin icraatlarından söz etmeye başlaması davetliler arasında 'Konuşma uzun olacak galiba' endişesi yarattı. Bu da izleyicilerin derin bir sessizliğe bürünmesine yol açtı. Erdoğan'ın Sezen Aksu'nun adını andığı cümlelerinde kopan alkış, Erdoğan'ın mikrofonu Aksu'ya devretmesi talebi gibiydi.
Eski ve yeni şarkılarından oluşan repertuvarını sunarken izleyicileri zaman zaman coşturan, zaman zaman duygulu anlar yaşatan Aksu, Kardelen şarkısını da beyazlar içindeki Kardelen Korosu ile söyledi. Aksu, gecenin finalini Melike Demirağ'ın söylediği ve Yılmaz Güney'in aynı adlı filmle hafızalara kazıdığı 'Arkadaş' şarkısıyla yaptı. Salondaki coşku ve Aksu ile kardelenlere gösterilen ilgi, Başbakan ve protokolü gölgede bıraktı.

Sezen'e hayranım

Durdu durdu, yine çok ses getiren bir film yaptı Ferzan Özpetek. İtalya'nın fakirlerine çevirdi aynayı; yardım etmeyi, inanç duymayı hatırlattı insanlara. İtalya'da sosyologların ve din adamlarının tartıştığı bir film haline geldi Kutsal Yürek. Ama o "Politik olması için uğraşmadım" diyor. Yani filmde farklı bir Ferzan Özpetek var; bir de Mevlevi felsefesi ve Sezen Aksu şarkısı.
- 'Kutsal Yürek'te Türk kültürüne ait iki şey var; Sezen Aksu'nun şarkısı 'Hayat Sana Teşekkür Ederim' ve Mevlevi bir figürün yer aldığı duvardaki resim...
- Bir de ben varım!
- Sizi artık saymıyoruz, İtalyan sayılırsınız..
- Hayır ben de varım, üç unsur! Sezen benim çok hayran olduğum bir insan. Zaten 'Karşı Pencere'de onun mırıldanmasıyla açılıyordu. Sezen'e bana bir mırıldanma gönder diyorum, onunla filmi açıyorum. Çok seviyorum onun müziğinin filmimde olmasını...
(25.11.2005 tarihli Sabah Günaydın'dan)

Sabah'taki ilgili yazıya ulaşmak için tıkla.
Ferzan Özpetek official site
Kutsal Yürek official site

24 Kasım 2005

Kardelen Başkent'te açtı

Sezen Aksu'nun 'Kardelen' albümünün tanıtım konserleri kapsamındaki 20. durağı Ankara oldu. Aksu, Anatolia Gösteri Merkezi'nde önceki gece gerçekleşen konserinde Türkiye'yi tek yürek halinde birleştiren "Kızlarımızı okutalım. Kızlarımız geleceğimizdir" çağrısını Ankara'da da yineledi. Ankaralılar, konser sonunda Aksu'yu ayakta alkışladı.

23 Kasım 2005

Şamdan 30 yaşında

Etiler Şamdan'ın 30'uncu kuruluş yıldönümü seçkin davetlilerin katıldığı bir partiyle kutlandı. Gecede Sezen Aksu ve Erol Evgin de Garo Mafyan'ın çaldığı piyano eşliğinde mini bir konser verdi.
İstanbul'un en eski ve gözde eğlence merkezi Etiler Şamdan, geçtiğimiz gece yaklaşık 800 kişinin katıldığı bir partiyle 30'uncu kuruluş yılını kutladı. Bu özel gece için mekanın iç ve dış cephesi sıfırdan tasarlanıp olağanüstü bir görünüme getirilmişti. Dekorasyonunu A46 Organization'un yaptığı mekan; kristal avizeler, aynalar ve ışıklı oturma gruplarıyla yeni bir görünüme kavuştu. Etiler Şamdan'ın sahibi Mehmet Tuna, mekanın 30. kuruluş yılı ile ilgili olarak şunları söyledi: "30 yıldır bu mekandan birçok isim gelip geçerken aynı zamanda birçok şey de değişti. Değişmeyen tek şey Şamdan'ın müşterilerine verdiği özen ve değerdir. Artık Şamdan bir kültür oldu."
Gecede bir şarkı da olsa nostaljiyi yakalayabilmek için önce Erol Evgin sonra da Sezen Aksu, Garo Mafyan'ın çaldığı piyano eşliğinde sahne alarak, misafirlere muhteşem bir müzik ziyafeti çekti. Kesilen pastanın ardından davetliler Şamdan Anı Defteri'ne duygularını yazdı. Katılan konuklara özel hediyelerin de dağıtıldığı gecede eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü.

Ayrıca Hülya Avşar, Sezen Aksu ve Hande Ataizi gibi pek çok ünlü ismi giydiren modacı Dilara Endican, önceki gece 41 yaşına bastı. Bebek Tattoria Dipalma adlı mekanda yakın dostlarıyla birlikte mini bir kutlama yapan Endican, neşesi ve şıklığıyla herkese "41 kere maşallah" dedirtti. Sezen Aksu, Hande Ataizi ve Pelin Akat gibi isimlerin katıldığı parti pasta kesildikten sonra bitti. Endican ile konukları eğlenceye Etiler Şamdan'ın 30'uncu yaşgünü kutlamasında devam etti.
(23.11.2005 tarihli Sabah Günaydın'dan)

22 Kasım 2005

"Herkes şarkılarımı okuyamaz!"

Duyduğuma göre siz herkese beste vermiyormuşsunuz. Doğru mu?
- Vermem tabii. Herkes okuyamaz ki. Mesela Timur Selçuk babasının eserlerini vermiyor. İyi de ediyor çünkü her önüne gelen okursa ne olur? İcracının yeterli olması lazımdır. Timur Bey haklı olarak titizleniyor, babasının eserlerini korumak için yapıyor bunu. Yerden göğe kadar haklı. Ben de herkese vermiyorum.
Yani önüne gelen "Batsın Bu Dünya" demesin öyle mi?
- Evet. Her önüne gelen Orhan Gencebay söylemesin. Eser doğru dürüst söylensin. Rahmetli Zeki Müren okudu, Sibel Can okudu, Ahmet Özhan, Ebru Gündeş okudu... Bıraksaydım daha çok arkadaş okuyacaktı ama olmaz. Ayrıca bir projem var. Benim şarkılarımı değişik sanatçıların okuduğu bir albüm yapacağız.
Kimler olacak o albümde?
-Benim için nasıl zor bir çalışma olduğunu söyleyemem. Ben neticede utangaç bir adamım. Kimseye gidip de benim bir eserimi albüm için okur musun diyemem. O yüzden Sezen (Aksu) "Sen o işi bana bırak" dedi. Sezen ile çok can cana yan yanaydık yıllarca biz. Çok sevdiğim bir arkadaşımdır. O organize edecek.
Projeyi duyup da "Ben o albümde olmak istiyorum" diyen sanatçı olmadı mı?
- Tarkan aradı. Gönlümü müthiş mutlu etti. "Ben hazırım" dedi. Ben de şarkılarımı Tarkan'ın söylemesini isterim doğrusu. Ayrıca Teoman aradı "Baba ben kesinlikle o albümde olmalıyım" dedi. Özcan Deniz aradı. Müthiş hoş ifadeler kullandılar, çok mutlu ettiler beni. Dediğim gibi ben gidip kimseye söyleyemem, teklif bile edemem.
"Herkes şarkılarımı söylemesin, icracı olmanın da kuralları var" diyorsunuz. Uzun zamandır starlık için kıyasıya rekabet eden kadın şarkıcıların arasında bir kavgadır gidiyor. "Kimin sesi güzel" diye. Siz ne düşünüyorsunuz?
- Kim ne derse desin halk kimin sesinin güzel olduğunu bilir. Kulakla ilgili bir şeydir bu. Duyum olayıyla ilgilidir.
İyi de teknolojiyle birlikte herkesin sesi assolist gibi...
- O da doğru ama asıl ses bilinir yine, kendini belli eder. Tabii günümüzde müzik nedir, bir anlamda görselliktir.
(Balçiçek Pamir'in Orhan Gencebay'la 22.11.2005 tarihli Sabah'taki röportajından)

Film için evini ipotek ettirecek

Müjde Ar yapımcılığa soyunuyor. 'İki Erkek Bir Kadın' ile 'Aşk Büyüsü' isimli iki film çekmek isteyen sanatçı, bunun için kredi alacak ve lüks villasını ipotek ettirecek.
Uğur Yücel, geçtiğimiz yaz çekmeyi planladığı 'İki Erkek Bir Kadın' filmini, gerekli parayı bulamayıp iptal edince Yeşilçam'ın ünlü oyuncusu Müjde Ar harekete geçti. Filmde Sezen Aksu'yla birlikte oynayacak olan Ar; gerekirse evini ipotek ettirerek bu projeyi hayata geçirmeye karar verdi. Aksu'nun da ortaklığının konuşulduğu film, bu yaz çekilecek.
Yapımcılık yapmaya kararlı olan Müjde Ar'ın ikinci projesi ise 'Aşk Büyüsü'. İlhan Uçkan'ın kitabından sinemaya uyarlanan filmi Almanya'da yaşayan genç yönetmen Neco Çelik yönetecek. Filmde, aşk için büyücülere ve falcılara giden iki kız kardeşin hikayesi anlatılacak. 'Aşk Büyüsü'nün çekimleri iki ay sonra başlayacak.
Sarıyer Yeni Dostlar Sitesi'ndeki villasını ipotek ettirerek film çekecek olan Müjde Ar'ın ticari bir kaygısı yok. Yapımcılığını üstlendiği filmlerin kâr edip etmeyeceğini pek düşünmeyen sanatçı, "Filmler kendini kurtarsın bu bana yeter" diyor. Çünkü eğer filmler iş yapmazsa, sanatçının evinden olacağı ve kiraya çıkacağı kesin!
(22.11.2005 tarihli Sabah Günaydın'dan)

21 Kasım 2005

Soğuk algınlığına, gönül dalgınlığına Sezen Aksu ilacı

Sezen Aksu'nun 'Kardelen' konserinin Kars ayağına gidememek içimde ukteydi. Ama ha Kars ha TİM. Yağmurdan trafiğin durduğu cumartesi akşamı, Maslak'a ulaşmak da öyle az buz meşakkatli iş değil.
Bir de soğuk, bir de tembellikten indirmemişim yukarıdan daha kavi botları, bir de tesisin 'İçeride kırmızı halıda yürüyün, dışarıda ne haliniz varsa görün' stratejisi, Kars ayazı ne mene bir şeydir, tahmin imkânı tanıdı bize bu toplam. Fener'in maçının sadece ilk devresi seyredildiği için yan koltuktan da öyle bir soğuk hava dalgası üflenmekte ki içime içime, hayır el/ayak mühim değil, maksat ruhlar/kalpler üşümesin di mi?
Ama Allah büyük! Dev bir ısıtıcı yaratıp koymuş sahneye. İnsanlık tarihinin herhalde ısıtma gücü en yüksek elemanlarından biri: Sezen Aksu.
Sahneye yerleştirildiğinde öyle güçlü bir ısı yayıyor ki, soğuk algınlığı, gönül dalgınlığı, ne varsa iyileştiriyor. Her seferinde bir şey oldu, 'Kardelen' konserlerinin hiçbirine gidemedim ben. Biliyorsunuz uzun soluklu bir proje bu, aylardır devam ediyor. Turkcell'in birkaç yıldır sürdürdüğü, imkân bulamayan kız çocuklarına okuma fırsatı sağlayan çalışmalarına Sezen Aksu da 'Kardelen' albümüyle katkıda bulundu, birçok farklı noktada konser verdi, albüm satışından elde edilecek geliri kampanyaya akıttı.
Cumartesi akşamki, sondan galiba iki evvelkiydi ama hararet eksilmemişti, daha önceki 'Kardelen' konserlerinde de yoklama vermiş groupie kadınlar bağırıyordu: "Bu benim üçüncü, İzmir'den geldim!" Sezen Aksu 'nun epeyce çok konserine gittim.
Millet genellikle 'Sen Ağlama/Geri Dön' aşamasında zıvanadan çıkar. Tuttuğunun farkındaydım ama bu kadarını doğrusu bilmiyordum: 'İkili Delilik' o mertebeye çıkmış. Millet ayaklanarak avaz avaz eşlik ediyor. Yine her konserde atraksiyonlar olur, ekipten birilerini öne çıkartmalar...
Bu defaki en eğlenceli sürpriz, bis ile birlikte gelen 'kaşıkçı' kişilikti. Bir yandan muazzam bir enerjiyle kaşık çalan, bir yandan hipnotize eder biçimde oynayan Mustafa beyi izlemek çok ama çok zevkliydi. Çıkışta bir çift aralarında konuşuyordu, adam başka bir ismi örnek vererek şöyle dedi:
"Mesela onun parçalarını evde dinlemek hoşuma gidiyor ama konserleri hiçbir şey ifade etmiyor, bu kadının ise (Sezen'i kastediyor) canlı halinde başka bir şey var."
Var. Bir sakınmama hali var. Görmüş geçirmişlik, üzerine düşünmüşlük, sevmiyorum bu lafı ama bir tür bilgelik var işte, süslü laflara, ihtiyaç duymayan.
Mevzu ağdalandığı andaki açıverme becerisi sonra. Hayatı da, kendini de hafifletme, normalleştirme gayreti. Reçetesi olmayan, çok nadir denk düşen bir şey. O yüzden o kadar kıymetli, o kadar kopyasız.
Şarkıları insanın en hassas yerlerini eller, kaşır, o ayrı, ama canlıyken bunu da görüyorsunuz, gördük repertuvar arası konuşmalarda.
Bir de ne biçim, etrafta görmeyi artık unuttuğumuz bir güvenle, gururla karşılıyor gelen yılları. O, bu kadar iyi buyur ettiği için mi, onlar da ona o kadar iyi geliyor... Sezen Aksu donmuş bedenlerimizi de, büzüşmüş yüreklerimizi de açtı işte gene. Müteşekkiriz.
(Nur Çintay A.'nın 21.11.2005 tarihli Radikal'deki yazısı)

20 Kasım 2005

Show dünyası Top 10

11 -17 Kasım tarihlerinde, 28 TV kanalında ve yazılı basında en fazla haberi çıkan isimlerde Sezen Aksu 64 haberle 6. sırada yer aldı. Show dünyasındaki sıralamada Hülya Avşar 106 haberle ilk sırada yer alıyor. Horlama mesajı ile köşe yazılarında bile kendine yer bulan Hülya Avşar'ı ikinci sırada 104 haberle Tarkan izliyor. Üçüncü sırada ise Ayşe Arman'a verdiği röportajla gündeme gelen Deniz Akkaya 103 haberle yer almakta. 94 haberle İbrahim Tatlıses dördüncü sırada yer alırken, beşinci sırada 83 haberle Cem Yılmaz var. En çok haberi çıkan ünlüler listesinde ilk 5'ten sonra sırasıyla 64 haberle Sezen Aksu, 60 haberle Gülben Ergen, 52 haberle Okan Bayülgen, 52 haberle Özcan Deniz ve 51 haberle Yılmaz Erdoğan yer bulmuş.

Fatih Terim, Sezen Aksu!.. Bir erkek bir kadın!..

Aslında kimse açık açık bağırmıyor... Aslında herkes söylüyor, ama kimse ilk söyleyen olmak istemiyor... Aslında herkes Fatih Terim'i hedefliyor, Fatih Terim'i suçluyor...
Gözden düşmenin ilk yolu göze girmektir..
Göze giren şey bir süre sonra kaşıntı yapar ve ancak gözden düştükten sonra rahatlama sağlanır... Çetin Altan'ın 25 yıl önce okuduğum bu betimlemesi, bugün Fatih Terim'in hayatında, maalesef hayat buluyor... Avrupa'yı dize getirip, kupayı tüm dünyaya bakarak kaldırdığı gün, 70 milyonun gözüne giren Fatih Terim, artık kaşıntı yaptığı o gözlerden ellerin tersiyle ovuşturularak düşürülmeye çalışılıyor...
Herkesin, belli belirsiz bir alıp veremediği var Fatih Terim'le... Herkesin belli belirsiz bir tepkisi var Fatih Terim'e... Herkesin bir ince meselesi var Fatih Terim'le... Fenerbahçe'linin var... Çünkü o Galatasaray'ın eski hocası...
...
Acaba ona İmparator lakabı takan bu toplum mu ona en büyük kötülüğü yaptı?.. Malum İmparator, sınırsız güce, sınırsız kudrete, sınırsız zenginliklere sahip, sınırsız bir adamın sıfatıdır... Oysa tarihin en büyük imparatorlarından Napoleon'un dediği gibi, kaybeden bütün büyük güçler nerede duracaklarını bilemedikleri için kaybetmişlerdir... Sınırsız değil sınırlı olduklarını bilemedikleri için kaybetmişlerdir...
Ne enteresandır... Onun kadar büyük başarılara imza atan, onunla aynı yaşlardaki bir kadının lakabı ise Minik Serçe'dir...Minik Serçe'nin minikliğinden mi serçeliğinden mi bilinmez, onca başarısına rağmen, toplumla hiçbir arızi meselesi olmamıştır. Hep kalplerin en güzel yerinde bir çeşit 'ikili delilik' şeklinde sürüp gitmiştir... Keşke sevgili dostumunki de öyle gitse... Acaba sorun erkekle kadın arasındaki farkta mıdır?..
Erkeğin sınır tanımaz agresifliğiyle, kadının sevgiyle yoğrulmuş anaçlığında mıdır?.. Bilmiyorum... Bilemiyorum...
(Reha Muhtar'ın 20.11.2005 tarihli Sabah'taki yazısı)

19 Kasım 2005

Kardelen Konseri | 19 Kasım

Kardelenler”in eğitim çabasına “Kardelen” albümü ve Türkiye genelindeki konserler dizisiyle ortak olan Sezen Aksu, bugün Türker İnanoğlu Maslak Show Center’de İstanbullulara unutulmaz bir müzik şöleni sunacak.
Sezen Aksu, Türkiye’nin en doğusundan en batısına 65 bin kişiyi “Aç Kardelen Aç” dileğinde birleştiren konserlerde “Kızlarımızı okutalım. Kızlarımız geleceğimizdir” çağrısı yapıyor.

Önce yürek, sonra akıl...

- İletişim uzmanı Ali Saydam bir yazısında tavrını eleştirirken çok güzel örnekler verdi. Dedi ki; "Ya lidersindir, ya liderin taklitçisi ya da liderin takipçisi. Lidersen diğerlerini görmezden gelirsin, taklitçiysen lideri överek puan toplamaya çalışırsın, takipçiysen de lidere saldırarak..." Gülben Ergen nerede, bu tarifte hangi konumlandırmaya uyuyor?
- Dünyada yüzlerce lider marka var. Benim alanımda lider tarifi yapmak kolay değil. Müzikte lider kim? Sezen Aksu mu, Tarkan mı, İbrahim Tatlıses mi? Bence hepsi farklı şeyler yapıyorlar ve hepsi de tartışmasız lider. Halka yakınlıkta, sevgide, samimiyette liderim diyebilirim.. Bu konuda halkın kalp sesini dinlediğim araştırmalar yaptırıyorum.
- Hırslı bir insansın, başaramasaydın ne olurdu?
- Öyle bir ihtimal yok. İnsan istedikten sonra mutlaka olur.
- Bu çok iddialı bir tavır değil mi? - Bu kadar çalışmaya can dayanmaz. Dalgalar kayaların (gülüyor) - eyvah yine kendi başımı yardım galiba- şeklini değiştiriyor vura vura...
- Sen sürekli çok çalışmanın altını çiziyorsun, Hülya Avşar ise zekasının... İkisinin farkı nedir sence? Biri olmadan diğerinin bir anlamı olabilir mi?
- Konuşurken cümlenin başına "Ben" lafını koymuyorum bir kere... Öyle bir ego problemim yok. Çalışmadan sadece akılla olur mu bilmem. Bir başına akıl bence çok tehlikeli bir şey. Yani yürek yoksa akıl bir başına çok tehlikeli (İmza Sezen Aksu, Şehrazat). Önce yüreğin, sonra aklın gelsin derler. Bence de önce yürek.
- Meslek hayatında doğru insanlarla buluştuğun için şanslı olduğunu söyleyebilir miyiz?
- İyi insan olmak çok önemli. Art niyetli olmadan, "Kocaman bir pastadan bir dilim de ben alacağım, başkalarının dilimlerinde gözüm yok"u hissetmek çok önemli. Tabii ki doğru insanlarla çalışmak da öyle. Ama önce kişinin kendi dürüstlüğü gelir. Çalışkanlığımın yanısıra dürüstüm. Katakulli ile, küçük numaralarla kimsenin ayağına bir çelme atmadan inandığım yolda yürüdüm her zaman. Allah karşıma doğru insanlar çıkarttı. Bunlar da başarımda etken tabii.
(Şengül Balıksırtı'nın 19.11.2005 tarihli Sabah'taki röportajından)

18 Kasım 2005

Hacivat-Karagöz gibi, Sezen Aksu dahi

Pazarlamanın dünyaca tanınmış isimleri, pazarlamanın geleceğine ilişkin görüşlerini ve başarılı pazarlamaya giden yolların sırlarını Türk iş dünyası ile paylaştı. MediaCat tarafından düzenlenen ve Garanti Bonus Akademi işbirliği ile düzenlenen MediaCat Forum 2005 ‘Warketing, Pazarlamada Zafere Giden Yol’ konulu konferansın ilk konuşmacısı Garage Technology Ventures’ın kurucularından Guy Kawasaki, ‘Tanrı gibi yarat. Kral gibi yönet. Köle gibi çalış’ başlıklı konuşmasında Marketing’in yerini alan ‘Warketing Felsefesi’nin temellerini anlattı. Hürriyet ve CNN Türk’ün basın sponsorluğunu yaptığı konferansı, Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Ferruh Uztuğ yönetti.

Reklamcı Serdar Erener, reklamcılıkta kulağa daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyledi. ‘Türkler kulaklarıyla yaşar’ diyen Erener, ‘İnsanlara bir şey satmak istiyorsanız ve iyi bir ses fikriniz yoksa başarılı olamazsınız’ dedi. Bunda Sezen Aksu en iyi örnek olduğunu söyleyen Erener, Aksu’nun kulağı ve kalbiyle yaşadığını ve insanların kalbini kulaklarından içeri girerek fethettiğini söyledi. Çok başarılı bulduğu Sezen Aksu’nun bir dahi olduğunu düşündüğünü söyleyen Erener, Türk tüketicisini Hacivatlar ve Karagözler şeklinde ikiye ayırdı ve hepimizde hem Hacivatlık hem de Karagözlük olduğunu söyledi.

(17.11.2005 tarihli Hürriyet'ten)

15 Kasım 2005

Show dünyası Top 10

04 -10 Kasım tarihlerinde, 28 TV kanalında ve yazılı basında en fazla haberi çıkan isimlerde Sezen Aksu 85 haberle 5. sırada yer aldı. Show dünyasındaki sıralamada Hülya Avşar beş haftadır yer aldığı zirveyi İbrahim Tatlıses'e bıraktı. İbrahim Tatlıses 113 haberle ilk sırada yer alırken, O'nu 106 haberle Hülya Avşar ve 105 haberle Tarkan izliyor. 94 haberle Gülben Ergen dördüncü sırada yer alırken, Gülben Ergen'i beşinci sırada 85 haberle Sezen Aksu takip ediyor. En çok haberi çıkan ünlüler listesinde ilk 5'ten sonra sırasıyla 73 haberle Petek Dinçöz, 69 haberle Cem Yılmaz, 61 haberle Sibel Can, 59 haberle Özcan Deniz ve 53 haberle Mehmet Ali Erbil yer alıyor.

11 Kasım 2005

Etrafındakiler onu hem güldürdü hem düşündürdü

Sezen Aksu'nun başkalarına verdiği her şarkının 'bir koparılma öyküsü' mevcuttur. Ondan beste alanların daha sonra bu şarkıyı Sezen'den nasıl kopardığının öyküsünü anlatmaları da elzem bir durumdur. Bu 'koparılma' öyküleri genelde birbirine benzer. Muhakkak Sezen'in evine uğranılmıştır, Sezen tam o sırada bir beste üzerinde yoğunlaşmış haldedir, misafir sanatçımızın yanında o şarkıyı biraz mırıldanır Sezen ve elbette çok beğenilir dinleyenler tarafından. Sonrası hep aynı 'Alcam, vermiycem, vercen' hikayesi...
Hangi Sezen şarkısı kime yazıldı?
Sezen şarkılarının 'koparılması'ndan önceki aşama elbette bu şarkıların 'kotarılma' anlarıdır. Sezen Aksu'nun hangi bestesini neden, kimin için ve ne zaman yaptığı her zaman merak konusu olmuştur. İlk bestelerinden başlayarak gerek kendi söylediği, gerekse başkalarına kaptırdığı şarkıları hakkında doğru-yanlış bir çok teori dolaşır müzik ve basın çevrelerinde. En çok da bir birliktelik yaşadığı insanlar için yaptığı şarkıların hangisinin kime olduğu üzerinde kafa yorulur.
- Örneğin sözlerini yazdığı ve bestesi Cenk Taşkan'a ait olan 'Dört Günlük Bir Şey'i Sinan Çetin için yazdığı söylenir.
- Bir ara evli olduğu Ahmet Utlu için yazdığı bestelerinden en bilineni ünlü gazeteciyle aynı adı taşıyan 'Ahmet'tir. Bu şarkı da tipik bir şekilde el değiştirmiş ve Sezen yerine Deniz Seki tarafından yorumlanmıştır. Ahmet Utlu için yaptığı bir başka şarkının da 'Seni Yerler' olduğu biliniyor.

- Yine aynı dönemlerde birlikte olduğu marangoz Cem Baba için yazdığı şarkınınsa 'Erkek Güzeli' olduğunda çok kimse hemfikirdir.
- Ölümlerinden önce olduğu kadar öldükten sonra da Aksu'nun hayatında bir hayli önemli yer tutmuş iki müzisyeni ise hepimiz hatırlarız. Bu 'erken ölüm'lerden daha erken geleni Onno Tunç'unkidir. Sezen Aksu, Tunç için sağlığında da, ölümünden sonra da birçok şarkı yapmıştır. Hatta Düş Bahçeleri albümü Onno Tunç'a ithaf olunan bir albümdür. Son büyük Sezen hit'lerinden sayılan 'Tutuklu'nun da Onno için yazıldığı söylenir.

- Aksu'nun diğer büyük kaybıysa Uzay Heparı'dır. Gülümse albümünden sonra çıkan Sezen albümü Deli Kızın Türküsü'nün altında ikilinin ortak imzası vardır. Bu albümdeki şarkılardan özellikle 'Küçüğüm'ün Uzay için yapıldığı bilinir.
- Sezen Aksu'nun kamuoyunun yakından bildiği ilişkilerinin yanı sıra bir de gözden ırak yaşadığı birliktelikleri olmuştur. Örneğin 'Sarı Odalar'ı böyle bir İzmirli işadamı için yaptığı yayılmıştır kulaktan kulağa.

- Halen birlikte olduğu Önder Fırat için yaptığı son şarkı 'Şanıma İnanma' yeni albümünde yer alıyor. Ancak bu Aksu'nun Fırat için yaptığı ilk şarkı değil. 'İstanbul İstanbul Olalı'nın da ona yazıldığı söylenir.
- Oğlu Mithat Can için yaptığı beste 'Kınalı Kuzum' son albümü Bahane'de yer alıyor.

...Başkalarının hayatına
Sezen Aksu'nun besteleri sadece kendi hayatı ve kendi ilişkileriyle sınırlı değildir. Diğer insanların hayatları da ona ilham kaynağı olmuştur çoğu zaman.
- Artık kanlı-bıçaklı olduğu Hıncal Uluç yakın bir zaman önce gazetedeki köşesinde 'Sen Ağlama'yı ilk dinleyen kişinin kendisi olduğunu yazmıştır. Amerikalı karısı Holly'den henüz ayrılan Uluç'u teselli etmek isteyen Sezen'in dilinden, hemen oracıkta 'Sen Ağlama'nın melodileri dökülmüştür.
- Yasemin Penceresi programına konuk olan Gülben Ergen'in Erol Evcil'e olan aşkını gören Sezen çok etkilenmiş ve 'Sandık Lekesi' şarkısı ortaya çıkmıştır. 'Adı Bende Saklı' ise şarkının sözlerini beraber yazdıkları Meral Okay'ın hayatından alınma olduğu söylenmektedir. Bir de Şarkı Söylemek Lazım albümündeki 'Dansöz Dünya' şarkısı vardır ki, o da o günlerde gazetelerin birinci sayfalarına kadar çıkan haberlere göre Tarkan için yazılmış bir şarkıdır.

Sezen'in entelektüel çevresi
Sezen Aksu'nun yanında her zaman entelektüel arkadaşları oldu. Onlardan zaman zaman fikir alışverişlerinde bulundu, evinde ağırladı, hatta bazılarıyla ortak işler bile yaptı. En önemlisi entelektüelleri yanından hiç ayırmadı, onlardan hiç vazgeçmedi.
Ali Saydam'la birlikte yayımcılık yaptı
'1976'da askerdeyken televizyonda gördüm Sezen Aksu'yu ilk kez' diye anlatıyor Sezen Aksu'nun hayatına girişini Saydam, 'Sonranda öğrendim ki onun da ilk televizyona çıkışıymış. 'Kaybolan Yıllar'ı dinledikten sonra onunla tanışmak istediğimi çevremdekilere söyledim, ortak dostlarımızdan Üstün Barışta bizi biraraya getirdi.' Ali Saydam'la Sezen Aksu'nun dostluğu o yıllardan beri sürüyor. Hatta Dönemli Yayıncılık'tan topluca istifa edildiğinde Sezen Aksu, aralarında Ali Saydam'ın dışında Enis Batur, Ömer Madra, Sevin Okyay gibi isimlerin de bulunduğu ekibe destek çıkmak ve yayınlarının sürmesi için yalısını satmayı önerdi. Ancak, ekip bir sermayedar bulmanın daha mantıklı olacağını söyledi. Böylece de Sezen Aksu, Mehmet Ali Yılmaz'la temasa geçti ve Güneş Yayınları bünyesinde ekiple işlere imza attı.
Ahmet Tulgar onunla son söyleşiyi yaptı
Sezen Aksu'nun imtiyaz sahibi olarak gözüktüğü tek dergi olan Boom'da yayın yönetmeniydi. Aksu'nun basın patroniçeliği döneminde çok yakınındaydı, sonra da dostlukları devam etti. Tulgar, Aksu'nun eviyle ilgili dekorasyon dergilerine yazı yazacak kadar yakınındaydı. Hem Ulus'taki hem de Kanlıca'daki yalısının ilk gazetecisi oldu, ilk fotoğrafları bu röportajlarla basına yansıdı. Bu dostluk 2000 yazında Milliyet'teki röportajla sekteye uğradı, dört sene sonra Berlin'de barıştılar.
Ahmet Altan sesini geri getirdi
Gazeteci-yazar Ahmet Altan'ın Sezen Aksu'nun hayatındaki rolü epey önemli. Zira, sesini geri kazanmasını Altan'a borçlu. Aksu'dan dinleyelim: 'Ahmet Altan 'Alexander Tekniği diye bir kitap var' dedi. Adam çok hüzünlü bir şey yaşıyor, sahneye çıktığı anda kilitleniyor. Ben bu kitabı getirttim yurtdışından. Adam aynalarla çevirtiyor odasını ve şarkı söylerken ya da konuşurken vücuttaki organize hareketlerin nasıl bozulduğunu aynalardan izliyor. Çözdüm ben bunu. Allah vergisi, o kadar güçlü bir sesim var ki en olmayacak durumlarda şarkı söyledim.'
Sevin Okyay onun için kitap çevirdi
Dostlukları birlikte çalıştıkları Güneş Yayınları dönemine dayanan Okyay, ileriki yıllarda Sezen Aksu'ya Alexander Tekniği kitabını çevirdi. Her zaman da Sezen Aksu'nun yakın dostu olarak kaldı. Hatta Hıncal Uluç'la Aksu'nun son polemiğinde, Radikal'e Sezen'i savunan bir yazı yazmıştı. Aradığımız Sevin Okyay, Aksu için 'Sezen Aksu benim için, beni duygulandırmasının yanı sıra dönem dönem hislerime de tercüman olmuş iyi bir şarkıcı anlamına geliyor' yorumunu yaptı.
Pakize Barışta'yla feci bir kavga etti
Eskiden Sevin Okyay, Pakize Barışta'nın ağabeyiyle evliydi. Pakize Barışta da 10 parmağında 10 marifet olan bir kadın. Şimdi gazetem.net'i yönetiyor ve reklamcı Üstün Barışta'yla evli. Üstün Barışta için Sezen Aksu 'Ustam' diyor. Hatta, 'Alaturka' klibini de o çekti. Barışta'nın bir başka özelliği de bir dönem Oğuz Atay'la evli olması. Bu konu, yıllar öcne Güneş Yayınları'nın reklam filmi çekilirken Aksu'yla Barışta arasındaki gergin tartışmada da gündeme gelmişti. Pakize Barışta 'Sen bu gözaltlarımdaki şişliği ne olduğunu biliyor musun, bunlar Oğuz Atay'la evli kalmış bir kadının gözaltları' mealindeki sözlerle Aksu'ya çıkışmış ve büyük kavga çıkmıştı. Ancak, dostlukları bugün hala sürmektedir. Hatta pek çok Sezen şarkısında onun sözlerine rastlamak mümkün. Barışta'ya 'Sezen Aksu sizin için ne anlam ifade ediyor?' diye sorduk ve şu cevabı aldık: 'Şefkat... Bence Sezen gerek müziğiyle, gerek davranış diliyle, bize gönderdiği samimiyetiyle, safiyet ve sadakatten oluşan bir 'şefkat'i ifade ediyor. İnsanının ve toplumunun kültürel mirasını da değerlendiren kollayıcı-koruyucu bir şefkat bu. Sezen'in sesi ve nefesi, içimizdeki en kuytu odalarda saklı duyguların ifadesi sanki. Söyleyemediğimiz ama söylemek istediğimiz her şey onun sözcükleriyle ve şarkılarıyla hayata geçiyor adeta. Sezen, acılarımızdan, kederlerimizden, arzularımızdan, bazen de dalgacılığımızdan, dilin en gündelik özelliklerini kullanarak şarkılar yapıyor. O şarkıları çok seviyoruz, 'biz de tam böyle hissetmiştik' diye düşünüyoruz. Hayatın içinde tüketilen en sıradan kelimelerle, en sıra dışı duyguları anlatan ve hepimizin hayatlarına dokunan şarkılar yazabiliyor, o bir yaratıcı çünkü. Yaratıcılar da en sıradan ayrıntıları ve sözcükleri bile bir büyüye çevirebilirler! Sezen'in son albümü Bahane'yi dinliyorum şimdi. Çığlık yok, drama yok, olgun bir fısıltı gibi... Şehrin duvarlarına, odaların duvarlarına, içimizdeki odalara, kocaman kocaman resimler yapıyor sanki, bildiğimiz hayat resimleri işte...'
Ali Bayramoğlu'yla aşk yaşadı
Eski akademisyen ve köşe yazarı olan Ali Bayramoğlu'yle Sezen Aksu bir dönem aşk yaşamıştı. Magazin basınının arşivine göre Aksu'nun adı daha önce, Yeni Yüzyıl'ın yazı işleri müdürü Gürsel Göncü'yle anılmıştı. Ancak daha sonra aynı hafta içinde iki kez Ali Bayramoğlu ile yemeğe çıkınca basına şu açıklamayı yapmıştı - o zamalar gazetecilerle konuşurdu çünkü: 'Ben açık konuşan biriyim. Evet, Ali Bayramoğlu ile ciddi bir arkadaşlığımız söz konusu. İki gece yemeğe çıktık. Yanımızda ortak dostlarımız vardı. İzin verilirse ve 'Bastık... yakaladık' teröründen fırsat bulursak birbirimizi tanıyacağız ve bu konuda en kısa zamanda bir açıklama yapacağız.' Kısa süre sonra ayrıldılar.
Enis Batur'un ardından 'Derlemeci' dedi
Gergedan dergisi bitmiş, Argos'un sahibi Mehmet Ali Yılmaz, Sezen Aksu da yönetim kadrosuna dahil, Ömer Madra, Enis Batur, işte o ekip hep birlikte yayıncılık yapıyorlar. O zamanlar şair-yazar Enis Batur, Figen Batur'dan ayrılmış, hala eşi olan ressam Fatma Tülin'le de aralarının soğuk olduğu bir dönem. Enis Batur'un Güneş Yayınları'ndan ayrılmasından sonra Sezen Aksu'yla aralarında kısa bir dönem aşk başlar. Aksu, daha sonra Enis Batur için 'Ben Murat Belge'den öğrendim, Enis yazar değil, derlemeciymiş zaten' diye konuşur arkadaş çevresinde.
Murat Belge onu ilk dinleyen aydın oldu
Popüler kültürden korkmayan bir sosyalist entelektüel olan Murat Belge, nasıl zamanında Birikim dergisi için Orhan Gencebay'la söyleşi yaptıysa, Sezen Aksu'yu da hiçbir kaygı taşımadan dinleyen ilk aydın olur. Daha sonra yakın arkadaş olurlar ve bir dönem çok sık görüşürler. Aksu, Belge'nin kendisine verdiği destekten dolayı hala minnettardır.
Selim İleri'yle 80'lerde arkadaş oldu
Selim İleri'yle Sezen Aksu'nun ilk karşılaşmaları 80'li yıllara denk düşer. Hümeyra'nın Yıllar Sonra albümüne ismini veren şarkının sözleri İleri'ye aittir ve Sezen Aksu bu şarkıyı birkaç yıl sonra kendi albümünde söylemek ister. Her ne kadar Hümeyra'nın yorumundan bir hayli uzak bir yorum olmuşsa da Aksu-İleri dostluğunu pekiştiren bir şarkı olmuştur 'Yıllar Sonra.' İleri ayrıca, sahipleri arasında Aksu'nun da bulunduğu Argos dergisini kısa bir süre yönetmiştir.
Deniz Türkali onu Cihangir'e tanıttı
Çok iyi arkadaşlar. Dostlukları çok eskiye dayanır. Hatta can dostu tanımı bile uygundur. Kızı Zeynep Casalini bir ara Sezen Aksu'nun vokalistiydi. Deniz Türkali, Sezen Aksu'ya Cihangir Cumhuriyeti'nin yollarını açan kişi aynı zamanda. Önce 5. Kat, sonra da Leyla'yı işleten Türkali, onu Yıldırım Türker'le tanıştırdı.
Yıldırım Türker'e söz yazarı olarak iş verdi
Her şart altında Kraliçesi Sezen Aksu'yu savunan Radikal yazarı Yıldırım Türker, onun için pek çok övgü dolu yazı da kaleme aldı. Hatta bu yazılardan birinin Sezen Aksu imzasıyla yayımlanan 'Hıncal sen bir zalimsin...' olduğu da konuşuldu. 'Ablan Aşktan Öldü', 'Bir Kış Masalı' ve altına her nedense kendi adını koymadığı 'Yaz (Doya Doya Seviş Benimle Hadi)' şarkılarının sözlerini yazdı Türker. Son albümüne isim veren 'Bahane' şarkısının da de sözleri ona ait. Bir ara, Türker'le Aksu'nun birlikte fotoğraflarını basan Star gazetesi, ikilinin aşk yaşadığını iddia etmiş, o zamanlar dazlaklarla sevgili olan Aksu'ya da zamanında uzun saçlı olan Yıldırım Türker'i yakıştırınca 'bu sefer dazlak bulmadı' demişti. Ancak ikisinin de tercihlerini bilenler tabii ki bu haberi bir fars olarak yorumladı.
Gani Müjde ve Tekin Aral'la aynı mizah dergisinde yazdı
Sezen Aksu'nun yolunun memleketimizin mümtaz mizahçılarıyla ilk kesişmesi, 70'li yılların mizah efsanesi Gırgır dergisi sayesinde oldu. Aksu'nun ilk yazıları Gırgır'ın kendisinde değil ama derginin yaratıcıları Aral kardeşlerden Tekin Aral'ın, 70'li yılların sonlarına doğru Günaydın gazetesi için hafta sonu mizah eki olarak hazırladığı Laklak dergisinde yayınlandı. Onun 'Minik Serçe' imajının yerleşmesine vesile olan yazılardı bunlar. Bunda bir serçenin gövdesine kondurulmuş kocaman kulaklı bir Sezen karikatürünün de etkisi olduğu inkar edilemez. (Belki artık hayal meyal hatırlıyoruz ama Sezen'in bir zamanlar kepçe kulakları vardı.) Sanatçı, genç kızlık dönemlerinde bir kız arkadaşıyla ortaklaşa açıp işlettiği kuaför dükkanında yaşadıklarını her hafta ballandıra ballandıra anlatarak, mizah ve mizahçılarla olan bağlarını ilk olarak Laklak'ta oluşturmuştu. Aksu'nun Oğuz-Tekin Aral kardeşler dışında Laklak aracılığıyla tanıştığı bir başka mizahçı, derginin editörü Gani Müjde'ydi. Müjde, daha sonra Sezen Aksu-Uğur Yücel Şov'u yazacaktı.
Şener Şen ve İlyas Salman'la müzikallerde oynadı
80'li yıllarsa ülkemize sadece askeri darbeler değil aynı zamanda 'Müzikal' darbeler de getirmişti. Peş peşe sahnelenen müzikallerden çok azı iş yaptı. Bunlar arasında 1981 yılında Aziz Nesin'in bir romanından uyarlanan Gol Kralı Sait Hopsait de yer alıyordu. Sezen Aksu bu müzikalde bir başka mizahçı İlyas Salman ile başrolü paylaşması için yapılan teklifi kabul etmişti.1982 yılındaysa Sezen Aksu Aile Gazinosu adlı müzikal perdelerini açıyordu. Müzikalde yedi ayrı tipi canlandıran Aksu, Şener Şen ile aynı sahneyi paylaştı. Şener Şen o günlerde henüz Muhsin Bey olmamış ve insanların Süt Kardeşler, Tosun Paşa ve Hababam Sınıfı gibi filmlerden komedyen olarak hatırladığı bir oyuncuydu. Aksu'nun Şener Şen'le olan bağları o günden bu yana hiç eksilmedi. Sanatçı son olarak, Şen'in İkinci Bahar dizisinde konuk oyuncu olarak katılmıştı.
Uğur Yücel'den hiç ayrılmadı
Uğur Yücel Aksu'nun her daim en gözde 'komik adam'ı olageldi. Çok kere birlikte sahneye çıktılar, aynı şarkıyı söylediler, aynı filmde oynadılar. 90'lı yılların başında kendi adlarını taşıyan Sezen Aksu-Uğur Yücel gösterisini önce Oba restaurant'ta daha sonra da halka 'götürülmüş' versiyonuyla Bostancı Gösteri Merkezi'nde sahneye koydular. Aradan geçen 6-7 yılın ardındansa 1997 yılında Kakara Kikiri Show'u yaptılar. Hatta bu şovda Uğur Yücel'in söylediği 'Yalnızlık Senfonisi' yıllarca unutulmadı. İkilinin en son birliktelikleri Uğur Yücel'in yönettiği Show TV dizisi Alacakaranlık'ta oldu. Aksu'yu, dizinin geçen sezondaki birkaç bölümünde Tahir Kemal rolündeki Yücel'in eski sevgilisi Alev rolünde izledik.
Cem Özer'in sürpriz nikahında hazır bulundu
Güldürmek konusunda ismini saymak abesle iştigal olsa da Cem Özer'in de yolu sık sık Sezen Aksu'yla kesişmiştir. 80'li yıllardaki Şan müzikholünde sahneye konan bazı oyunların kadrosunda yer alan Cem Özer'in, bu sayede Sezen'le aynı anda sahne üzerinde bulunmuşluğu olmuştur. Özel TV kanallarının yayına geçmesinin ardından Laf Lafı Açıyor adında bir talk show sunmaya başlayan Özer'in program orkestrasında sahne alan Yıldız Tilbe ve Zeynep Cassalini gibi isimler daha önce Sezen Aksu'nun vokalistliğini yapmıştı. Cem Özer'in Esin Maraşlıoğlu'yla 'güya' sürpriz nikahında da Aksu hazır bulunanlar arasındaydı. En son olarak Sezen Aksu, bugünlerde sinemalarda gösterime giren Eğreti Gelin filminin müziklerine imza attı. Filmde bildiğimiz gibi Özer'in yeni eşi Nurgül Yeşilçay oynuyor.
Beyazıt Öztürk'le Sevgililer Günü'nde sahneye çıktı
Yıllardır istikrarlı bir şekilde Beyaz Show'u sunan Beyazıt Öztürk, bundan birkaç yıl önce programına konuk olarak katılanlara bir defter imzalatıyordu. Toplanan imzaların hedefi Sezen Aksu'nun Beyaz Show'a katılmasını sağlamaktı. Yıllardır hemen hiçbir programa katılmayan Aksu, Beyaz Show'a da katılmadı. Ancak Beyaz'a daha büyük bir ödül vererek geçtiğimiz yıllarda Sevgililer Günü'nde onunla birlikte sahneye çıktı. Böylece hem Beyaz Sezen'le ortak bir şeyler yapma emeline ulaştı, hem de Sezen Aksu 'birlikte sahne aldığı komik adamlar' listesine Beyaz rengini de eklemiş oldu.
Ata Demirer'in yıldızı parlayınca onu da kapıverdi
Sezen Aksu'nun en son 'Sevgililer Günü partneri' Ata Demirer oldu. Son yıllarda, özellikle Avrupa Yakası'ndan sonra en popüler komedyenlerin başına yerleşen Demirer geçtiğimiz 14 Şubat'ta Sezen'le aynı sahneyi paylaşarak bir geleneğin de sürmesini sağladı. Bu yakınlaşmada Avrupa Yakası'nda Demirer'in annesini canlandıran 'efsane kadın' Hümeyra'nın da rolü olduğu söylenebilir. Çünkü Hümeyra ve Aksu'nun uzun yıllardır yakın arkadaş olduğu biliniyor.
Cem Yılmaz'ı da boş bırakmadı
Sezen Aksu geçtiğimiz hafta sonunda Demet Akbağ, Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan'la birlikte Hakkari'de depremden zarar görenler için aynı sahneyi paylaştı. Geceye damgasını vuran isimse 'dominant komik karakter' Cem Yılmaz oldu. Gecenin en büyük özelliği, son 10 yılın en çok 'iş yapan' iki erkek komedyeninin birden Sezen Aksu'nun listesine eklenmesiydi. Bir başka 'güldüren adam' Okan Bayülgen de geçen sene Aksu'nun fasıl heyetine dahil olarak sahnede şarkı söyledi.
(26.02.2005 tarihli Akşam Cumartesi'den)

10 Kasım 2005

Manifesto

"Dinleyiciyle ilişkiyi oldum olası biraz baba-kız ilişkisine benzetmişimdir. Ne kadarının korku, ne kadarının sevgi olduğunu uzun süre kestiremezsiniz, babanızın gözüne girmek için onun istediği gibi olmakla, işinizin size söylediği arasında gelip giderken...
Bir yandan onun onayını istersiniz, bir yandan doğanız gereği, daha hızlı yürümek... Korku aradan kalkıncaya kadar gelip gidip yolumuzu keser. Halledilmesi hiç de söylendiği kadar kolay değil.
Salih Ecer'in Deliveren'i elime geçtiğinde üçüncü şahısların gözündeki önemden bütünüyle feragat edebilecek kadar özgürlüğün asla mümkün olmadığını iyice hissettim.
37' sıcaklıktan birdenbire dünya üstüne fırlatılıveren bir çaresiz fani olarak kendi işbirlikçiliğimi de esefle kabul ettim. Tamamen teslim olmayı büyük ihtimalle yediremediğimden ya da kalbime ihanet saydığımdan bir cesaret makyajı sildim. Deriyi kaldırabilir miyim, onu ben de bilmiyorum.
Bu durumda hayatı bir ikinci halden geçirebilme şansı verip katlanabilir (?) kılan yeteneklerim için Tanrı'ya şükranlarımı sunarım."
_Sezen Aksu_
(Deliveren, albüm leaflet'inden)

Las Musicas de Turquia

İspanya’da Türk müziğine ilgi artıyor. Sezen Aksu ve Türk gruplarının Temmuz ayında İspanya’da düzenlenen ‘La Mar de Musicas’ festivali kapsamında verdikleri konserlerle başlayan bu akım, ‘Turquia’ albümüyle sürüyor. Geçen Temmuz ayında İspanya’nın Cartagena kentinde düzenlenen ‘La Mar de Musicas’ festivali kapsamında konserler veren Sezen Aksu, Mercan Dede, Baba Zula gibi Türk müzisyenlerini İspanyollar unutamadı.
Festivale katılan Türk sanatçıların eserlerinden derlenen yeni bir albüm, İspanya’da piyasaya çıktı. Festivalden bir ay sonra çıkarılan ‘Las Musicas de Turquia’ adlı albüm İspanya’da şimdiye kadar 10 bin sattı. Güney Amerika ülkelerinde de dağıtımı yapılan albümün satışlarının yükselmesi bekleniyor. Kapağında Atatürk’ün ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ özdeyişi yazılı olan albüm, sanatçılarımızın Latin ve Akdeniz müzik pazarında sesini duyurmalarını sağlayacak. İngiliz müzik yazarı Simon Broughton’ın her şarkıcı ve grupla ilgili tanıtım ve yorumlarına yer veren bir sunumun da yer aldığı ‘Las Musicas de Turquia’nın 48 sayfalık kitapçığında, Türkiye haritası üzerinden, grupların hangi bölgelerden geldiği de anlatılmış...
ALBÜMDEKİ İSİMLER
1- Orient Expressions (Ehmedo)
2- Sezen Aksu (Pişman Olduğun Zaman)
3- Ö. Faruk Tekbilek (Lachin)
4- Mercan Dede & Secret Tribe (Nar-ı Ney)
5- Kudsi Ergüner (Mediterranien)
6- Aynur (Bexo)
7- Oojami (Identity)
8- Burhan Öçal and Trakya All Stars
9- Babazula (Kısaltmalar)
10- Kardeş Türküler (Mirkut)
11- Erkan Oğur - Djivan Gasparyan
12- Harem (Virtual Voices)

Aşk ile Allah Allah!

TİM'in açılışında konser veren Sezen Aksu, hareketli bir şarkı seslendirirken zeybek oynamaya başlayınca, olanlar oldu! Kollarını iki yana açan Minik Serçe'nin sağ göğsünün ucu göründü. Başına gelenlerden habersiz şarkısını söyleyip, dans etmeyi sürdüren Aksu'nun bu görüntüsü barkovizyondan tüm salona yansıdı.
Türk Sineması'nın duayeni Türker İnanoğlu'nun 2 bin kişilik dev sanat ve eğlence merkezi, önceki gece ilk konuklarını ağırladı. Renkli açılış; iş, sanat ve medya dünyasının ünlülerini buluşturdu.
Renkli gece, kırmızı halılar, koltuklar ve kadife perdelerle döşeli antik tiyatro tarzındaki ana salonda; atv anchorman'i Ali Kırca'nın sunum konuşması ve Türker İnanoğlu'nun katkıda bulunanlara teşekkürüyle başladı. Yılmaz Erdoğan ve Demet Akbağ'ın ardından sahneye 'CMYLMZ 2005' adlı gösterisiyle çıkan Cem Yılmaz, davetlileri kahkahaya boğdu. Pop müziğin divası Sezen Aksu ise görkemli açılışa hem şarkıları hem de esprileriyle damgasını vurdu.
(10.11.2005 tarihli Sabah Günaydın'dan)
 8o  XMLº 
Blogwise - blog directory
Music Blog Top Sites
blog search directory
Blogarama - The Blog Directory
Proogle.de
Link Dünyası>
Technorati Profile